Kız böceği saatte 30 km.'ye varan bir hızla uçar. Bu denli
hızlı uçan kızböceği, havada bir yere çarpmamak için iyi çalışan
duyu organlarına sahip olmalıdır. Kız böceği, başının iki
yanında yer alan "mozaik yapılı" ve iyi görüş sağlayan
gözleriyle çok güvenli bir şekilde uçar. Hayatları çevrelerini
görmelerine bağlı olduğundan kız böcekleri geceleri avlanmazlar.
Alt ayağını önünde minik bir sepet gibi tutup bununla kendinden
küçük böcekleri yakalayan kız böceği bir gündüz avcısıdır.
David Attenborough, Life on Earth, s.52
|
Su örümceği bütün ömrünü su içinde geçirir. Su içinde yaşar,
avlanır ve ürer. Buna rağmen bir su canlısı değildir. Yani
sudaki oksijeni balıklar gibi alıp kullanamaz. Suda yaşayabilmek
için çok ilginç bir yönteme başvurur. Örümceğin su dışına
çıktıktan sonra tekrar ani suya dalışlarında irili ufaklı
hava kabarcıkları ayaklarına ve vücudunun çeşitli yerlerine
asılı kalır. En çok hava kabarcığı da karnının altında kalır
ki örümcek bunu su altında "hava çanı" olarak milyonlarca
yıldan beri kullanmaktadır. Bu çan havayla dolduktan sonra
böcek haftalarca su yüzeyine çıkmaz ve bu çanda depoladığı
hava sayesinde su altında yaşar.
National Geographic,
Mayıs 1972, s.694
|
Ateş böceklerinin yaydıkları ışığın en önemli özelliği, ateşle
ve sıcaklıkla ilgisinin olmamasıdır; buna "soğuk ışık"
denilir. Bu, günümüzdeki aydınlatma teknolojisinin ulaşmaya
çalıştığı bir hedeftir. Normal bir ampul, elektrik enerjisinin
ancak %3-4'ünü ışığa dönüştürüp, kalan kısmını ısıya dönüştürür.
Ateş böcekleri ise %100 bir verimle ışık üretirler.
Bilim ve Teknik, Sayı 239, s.10
|
Ağustos böceklerinin yakınına minik mikrofonlar yerleştirilerek
158 desibellik bir ses çıkardıkları tespit edilmiştir. Bu,
bir el bombasının patlamasıyla aynı değerdedir. Eğer böceğin
işitme organı karnının uzağında bir kapsülün içinde korunmuş
konumda olmasaydı, böcek bu yüksek sesten dolayı sağır olurdu.
Science et Vie, n.976, s.33
|
|
|
İşçi arıların bütün hayatları boyunca yaptığı işlerin niteliği,
vücutlarındaki bazı temel değişikliklerle belirlenmektedir.
Örneğin, işçi arıların ilk üç günleri kovan temizleyicisi
olarak geçer. 3. günden sonraki bir hafta boyunca kafalarında
bir çift "dadı" bezi gelişir. İşçiler genç larvalar
için gerekli olan bir besin salgılamaya başlarlar ve aniden
larvaların bakımı işine yönelirler. 10. günden itibaren ise
işçilerin karın bölgelerindeki mum üreten bezler gelişir.
Bununla birlikte işçi arılar beslenme görevlerini bırakırlar
ve petek yapımı ve onarımına başlarlar. Arılar artık birer
"inşaat işçisi"dirler. Doğumlarının 20. günündeyse
işçi arılar yine görev değiştirirler. Mum bezleri fonksiyonlarını
yitirir ve iğne bezleri gelişir, zehir üretmeye başlarlar.
İşçi arıların yeni görevleri kovan girişinde "gardiyanlık"
yapmaktır. Arılar yaşamlarının son dönemindeyse "çiçek
özü toplayıcısı" olurlar.
Nat. Geo. Soc., The Marvels of
Animal Behavior, s.49-64
|
Amazon ormanlarında yaşayan Ophtalmophora (kanatlarında gözleri
olan anlamındadır) cinsi kelebeklerin kanat desenleri de son
derece şaşırtıcıdır. Kanatlardaki beneklerin merkezlerinde
sedefimsi bir lekeden oluşan parlak birer "gözbebeği"
vardır. Bu da kanatların bir çift göze benzemesini sağlamıştır.
Gerektiği zamanlarda kelebek kanatlarını açar ve düşmanlarının
korkmasını sağlar.
Bilim ve Teknik, Sayı 257, s.12
|
Meyve sinekleri (Drosofila) çiftleşme çağrısı yaparken kanatlarını
kullanırlar. Erkek, dişinin yakınında, onun tüylü kanatlarının
düzlemine dik açı yapacak şekilde durur. Sonra bir ya da iki
kanadını, türüne göre 160 ile 300 hertz arasında değişen bir
hızla ona doğru çırpar. Drosofila'nın minik kanatlarının titreşimi
çok zayıf bir ses çıkartır. Dişi sinek bu sinyali nasıl algılayıp
tanımaktadır? Araştırmacılar, havanın hareket biçiminin, antenin
kökünde bulunan ve "johnston organı" adı verilen
bir doku içindeki duyu hücreleriyle algılandığını ve dişi
tarafından çözümlendiğini saptamışlardır. Son derece karmaşık
bir biçimde düzenlenmiş bu organda 30.000'e yakın duyu hücresi
bulunduğu için biyologlar bu karmaşık sistemin işleyişini
henüz açıklayamamışlardır.
Görsel Bilim ve Teknik Ans.,
Cilt 1, s.81
|
Avlanmak ve çiftleşmek için, sıçrayan bir örümceğin sahip
olduğu en önemli yetenek; harika görme kapasitesidir. Hayvan
sekiz gözüyle tüm çevresini görebilir, kendi büyüklüğünün
"yirmi katı" uzaklıktaki detayları ayırt edebilir.
Yan gözler harekete karşı duyarlı olup, insandakine benzer
bir çevresel görüş sağlar. Örümcek, hareketli bir cisim algıladığında,
ona doğru döner ve ön orta gözlerini cismin üzerine kilitler.
Bu büyük gözlerdeki iç tüpler, bireysel ya da toplu olarak
hareket ederek kısa sürede tarama yapabilirler.
National Geographic,
Eylül 1991, s.43-63
|
|