Eklembacaklıların dış iskeletleri çoğu zaman sorun oluşturur.
Örneğin bu canlılar büyüdükçe kabuk büyümez ve gövdeyi bir
bütün olarak örter. Bu durumda tek çare zaman zaman kabuğu
dökmektir. Kabuk dökme zamanı yaklaştıkça hayvan kabuğundaki
mineralleri kanına çekerek bünyesine alır. Kabuğun altında
yeni, yumuşak ve kırışık bir deri oluşturur. Sonra, dıştaki
zırh çatlar ve hayvan iskeletini bir hayalet gibi geride bırakarak
içinden çıkar. Derisi yumuşak olduğu için gizlenmesi gereklidir.
Bu arada deri kırışıklıklarını düzelterek yeni bir kabuk oluşturmaya
başlamıştır. Kabuğu sertleşip eski halini alınca hayvan gizlendiği
yerden çıkar.
David Attenborough,
Yaşadığımız Dünya, s.41
|
Bahçe örümcekleri, ağlarını dışarıdan çerçeveleyen iplikçiğin
alt ortasından kısa saplı bir ipliğe ağırlık bağlayarak oluştururlar.
Ve ağı gergin hale getirirler. Bu ağırlık havada sallanarak
ağı sağlam hale getiren bir taş parçası, bir ağaç parçası
ya da bir salyangoz kabuğu olabilir. Bilim adamları ağa asılı
durumda bulunan ağırlığı hafifçe yukarı kaldırdıklarında ve
tekrar serbest sallanmasını engellediklerinde, yuvasında beklemekte
olan örümceğin hemen geldiğini ve mekanizmayı kontrol ettiğini,
daha sonra da ağırlığın tekrar havada serbest olarak sallanabilmesi
için örümceğin ipliği kısalttığını gözlemlemişlerdir. Gözlemlerinden
çıkardıkları sonuç bütün bu hareketlerin örümcek tarafından
ağın sağlamlaştırılması için "amaçlı" olarak yapıldığıdır.
Bilim ve Teknik, Sayı 342, s.100
|
Bir arı kovanını korumak, kovanın bekçileri için intihar
anlamına gelebilir. Bal arılarının iğnelerinde bir kirpinin
dikeni gibi küçük oklar vardır. Düşmanı sokan arı uçmaya çalışırken
iğne orada takılı kalır ve arının karnının arka tarafı yırtılır.
Karnının yırtılmış kısmında, zehir salgısı ve onu kontrol
eden sinirler vardır. Arı bu yaralanmadan dolayı ölürken,
kovanın geri kalanı bu sayede korunmuş olur.
Russel Freedman, How Animals Defend Their
Young? s.63
|
|
|
Milkweedler son derece zehirli bitkilerdir. Pekçok hayvan
için öldürücü olmasına rağmen Monark kelebeklerinin tırtılları
çok şaşırtıcı bir şekilde, hiçbir önlem almadan zehirli Milkweed
bitkisiyle beslenirler. Çünkü tırtılların Milkweed'in zehirine
karşı bağışıklıkları vardır. Diğer birçok hayvan Milkweed'den
kaçınarak uzak durduğu halde Monark kelebekleri yaprakların
tümünü yiyebilirler. Ayrıca bu zehiri bir savunma aracı olarak
da kullanırlar. Monark tırtılları diğerlerinden farklı olarak
çok parlak renklere sahiptirler. Bu, düşmanları için bir uyarıdır
ve onlara tırtılların yenemeyecek özelliklerde olduklarını
gösterir. Tırtıllar kelebeklere dönüştüklerinde de bu zehir
molekülleri değişmeden ve çok güçlü bir şekilde vücutlarında
kalır. Bu da Monarklara çok iyi bir savunma sağlar.
David Attenborough, The Trials of Life,
s.58
|
Bir ağustos böceği (Cicadella viridis), türdeşleri gibi çok
gürültücü bir böcektir. Gövdesinin arka kısmında hava kesecikleri
üzerine yerleşmiş sağlı sollu iki plak vardır. Ağustos böceği,
taş kadar sertleşmiş bu plakları çalarak o çok iyi bilinen
sesini çıkarır. Plak, bağlı olduğu kas tarafından çekilip
bırakılınca, boş bir teneke kutunun çıkardığı sese benzer
bir ses oluşur. Böceğin yaptığı bu çekme-bırakma işlemi saniyede
500 kez tekrarlanır. Göğüs kalkanının karın tarafında bulunan
uzantının açılıp kapanmasıyla ses yükselir veya alçalır. İnsan
kulağı, saniyenin onda birinden daha kısa süreli açılıp kapanmaları,
yani ses kesiklerini fark edemediği için ağustos böceğinin
cızırtısı bize sürekli devam ediyormuş gibi gelir.
Bilim ve Teknik Dergisi,
Ocak 1986, s.10
|
Kedi güvesi tırtılı korktuğu zaman adeta "şahlanarak"
korkunç bir görünüm kazanır. Başını içeri çekerek "omuzlarını"
kamburlaştırır. Böylece ortaya parlak kırmızı bir halkayla
bunun üzerinde duran iki siyah nokta çıkar. Tırtılın aldığı
bu şekil, bir surata çok benzer. Kırmızı halkaysa bir uyarıdır.
Tırtıl daha fazla rahatsız edilecek olursa göğsündeki bezlerden,
içinde % 40 karınca asidi bulunan yakıcı bir karışım püskürtür.
Notodontid familyasından diğer güvelerin de benzer savunma
yöntemleri vardır. Bir cins korktuğu zaman keskin bir "hidroklorik
asit" çıkarır.
Hayvanlar Ans., C.B.P.C Publishing,
Böcekler, s.150
|
|