En iyi uçabilen böcek türü olan sinekler çok hızlı uçarlar.
Havada hareketsiz kalabilir, çeşitli manevralar yapabilir,
hatta geriye doğru bile uçabilirler. Sinekler uçuş için yalnızca
ön kanatlarını kullanırlar. Daha küçük olan arka kanatlarını
ise uçuş sırasında dengelerini sağlamak için kullanırlar.
David Attenborough,
Life on Earth, s.53
|
İpek böcekleri çiftleştikten sonra her biri iğne ucu büyüklüğünde
olan 500 tane yumurta bırakırlar. Yumurtladıktan iki-üç gün
sonra da ölürler. Yumurtadan çıkan tırtıllar dut yapraklarını
yiyerek gece-gündüz demeden 20-30 gün kadar beslenirler. Bu
süre içinde tırtılların tükettikleri yaprakların ağırlığı
vücut ağırlıklarını kat kat aşar. Tırtıl dört kez deri değiştirdikten
sonra olgunlaşır. Artık koza örmeye hazırdır. Kozasının içinde
olgunluğa erişen güve, kahverengi bir enzim yayarak kozanın
yumuşamasını sağlar. Koza iyice yumuşadıktan sonra en yumuşak
yerinden kozayı iterek dışarı çıkar. Tırtıl artık bir ipek
böceğidir. Bundan sonraki yaşamında havayla temas ettiğinde
anında kuruyan ve bir ipe benzeyen ama aslında çok büyük bir
protein molekülü olan ipeği üretecektir.
National Geographic,
January 1984, s.24
|
Karıncaların ve bazı böceklerin antibiyotik madde salgılayan
bezleri vardır. Düzenli olarak vücutları üzerine bu maddeleri
sürerek yuvalarında bakteri ve mantar oluşumunu engellerler.
Kuşlar ise karıncalar gibi kimyasal maddeler salgılayamazlar;
ama karıncaları birer temizlik malzemesi olarak kullanırlar.
Karıncaların formik asitleri parazitlere karşı oldukça etkilidir.
Bu nedenle kuşlar, sıklıkla karınca tepelerinin üzerine uzanır
ve karıncaların tüylerine gelmesini beklerler.
International Wild Life, March-April
1998, s.14
|
|
|
Balarıları dışarının ısısı ne olursa olsun kovanın ısısını
sabit tutarlar, özellikle kuluçka odalarının sıcaklığına çok
dikkat ederler. Sabah vakitlerinde, hava soğuk olduğunda,
işçiler petek çevresinde kümelenirler ve vücut sıcaklıkları
ile yumurtaları ısıtırlar. Gün ilerledikçe ve hava ısınmaya
başladıkça arılar tarafından sıkıca örülen küme yavaş yavaş
dağılır. Eğer sıcaklık daha fazla artmaya devam ederse işçilerin
bir bölümü kanatlarını yelpaze gibi sallamaya başlarlar. Bu
havalandırma işlemini kovanın girişine doğru ve peteklerin
üzerine doğru yönlendirerek kovan ısısını düşürmeye çalışırlar.
Çok sıcak bir günde arılar daha şiddetli bir soğutma yöntemi
kullanmak zorundadırlar. Sulandırılmış bal damlalarını boş
hücrelerin ağızlarına yerleştirirler. Kanatları ile oluşturdukları
hava akımı bu damlaların içerisindeki suyu buharlaştırır.
Bu soğutma sistemiyle kovanın ısısı kısa sürede eski haline
döner.
Nat. Geo. Soc., The Marvels of
Animal Behavior, s.49-64
|
Yön bulabilmek için pusulaya ve haritaya ihtiyaç vardır.
Harita insana nerede olduğunu, pusulaysa nereye gideceğini
gösterir. Tunus'un Akdeniz kıyısındaki Mahore's yakınlarında
yaşayan siyah çöl karıncası, sabah güneşinin yükselmesiyle
70 dereceye kadar yükselen çöl kumunun sıcağında, ısıya kendisikadar
dayanıklı olmayan başka böceklerin ölülerini aramak için yuvasından
çıkar. Bu uzun bacaklı çöl yaratığı istediğinde saniyede 1
m. yol katedebilir. Çöl karıncası yuvasından başlayarak 200
metre uzağa kadar varabilen bir alanda sık sık durarak ve
olduğu yerde dönerek dolambaçlı bir yol izler. Ama bu zikzakların
bütün karmaşıklığına rağmen, yiyeceğini bulduğunda, hemen
yuvasına doğru düz bir çizgi izleyerek yola koyulur. Çöl gibi
bir arazide yön belirlemeye yarayan işaretlerin azlığı düşünüldüğünde,
karıncanın başardığı işin önemi daha iyi anlaşılacaktır. Araştırmalar,
karıncaların gökyüzünü bir pusula gibi kullandığını ve görme
duyularının özellikle güneşin polarize ışığına duyarlı olduğunu
göstermiştir.
Bilim ve Teknik Dergisi, Mayıs
1995, Sayı: 330, s.69
|
Bütün böceklerin kanatlarında damarları vardır. Bir böcek
yetişkinliğe ulaştığında kan taşımaya başlar. Giderek sertleşen
bu damarlar böceğin kanatlarını da bir uçurtmanın çerçevesi
gibi sertleştirir. Pek çok böcek kanatlarını inanılmayacak
kadar hızlı çırpar. İnsan gözünün böcek kanatlarındaki hareketin
hızını takip etmesi imkansızdır. Örneğin yabanarıları, balarıları
ve sinekler kanatlarını bir göz açıp kapama kadar kısa bir
süre olan "bir saniye"de yaklaşık olarak 200 kere
çırparlar. Sivrisineklerse bir saniyede 1000 kere kanat çırparlar.
Eğer kanatlardaki bu damarlar olmasaydı böceklerin kanatları
parçalara ayrılarak kopabilirdi. Görüldüğü gibi böcek kanatlarında
son derece özel ve benzersiz bir tasarım ve akıl vardır. Bu
aklın sahibi de hiç kuşkusuz her şeyi en ince detayına kadar
planlayan Allah'tır.
Ranger Rick, Eylül 1997, s.8
|
|