Kuşlar yere indikten sonra eğer fırsat bulurlarsa, günde
bir kez tüylerini temizleyip, havalandırarak banyo yaparlar
ve tüylerini tararlar. Uçuşta kullandıkları uzun kanat tüylerinin
özel bir bakıma ihtiyaçları vardır. Her birini gagalarıyla
tek tek itinayla temizler ve ayırdıkları her tüy lifini tekrar
birbirine kenetlerler.
David Attenborough, The Life of Birds,
s.51
|
Baykuşların kulakları sese karşı çok hassastır. Duyma oranları
insanlardan daha fazladır. Baykuşların yüzünün iki yanında
saç benzeri tüyler vardır ve bunlar ses dalgalarını toplayıp
kulağın içine gönderirler. Bu tüyler ayrıca bir kulağı diğer
kulaktan ayırır, böylece sağ taraftan gelen ses, büyük ölçüde
sağ kulak tarafından duyulur. Bunun yanında kulaklar, kafada
simetrik olarak yer almazlar. Biri diğerinden daha yüksektedir.
Böylece baykuş sesleri super-stereo olarak dinler ve ses çıkaran
canlıyı görmese dahi onun nerede olduğunu, sesin kaynağına
göre tam doğru olarak tespit eder. Bu av bulmanın çok zorlaştığı
karlı havalarda önemli bir avantajdır.
David Attenborough, The Life of Birds,
s.100
|
Papağanlar ve balıkçıl kuşları kanatlarını temizlemek için
bir çeşit "toz" üretirler. Bu toz tüylerinin yıpranmış
uçlarından gelir. Bazı türlerde, güvercinler ve papağanlarda
olduğu gibi kuşun tüyleri arasına dağılmıştır. Diğerlerinde
özellikle balıkçıl kuşlarında bu tozlar küçük öbekler halinde
toplanmıştır. Tozun ne işe yaradığı henüz tam olarak anlaşılamamıştır,
fakat kanatların su geçirmezliğine yardımcı olduğu tahmin
edilmektedir. Beyaz balıkçıllar, pelikanlar ve diğer su kuşları
kendilerini kuyruklarının alt kısmındaki derilerinde yer alan
bir bezden salgılanan yağ ile yağlarlar. Yıkama, topraklama
ve tozlamayla tüyler tekrar uçuşa uygun pozisyon için hazırlanır.
David Attenborough, The Life of Birds,
s.53
|
Ördek, kaz ve kuğuların birçoğunun yuvaları, dişinin göğsünden
yolduğu tüylerle kaplıdır. Bu, tüyler endüstride yalıtkan
olarak kullanılır.
Giovanni G. Bellani,
"Quand L'oiseau Fait Son Nid", s.56
|
|
|
Bazı kuşlar okyanusları, çölleri, dağları ve buz kitlelerini
durmaksızın devam eden uçuşlarla geçmek zorundadırlar. Altın
renkli yağmur kuşu, Sert kıllı çulluk gibi göçmen kuşlar Hawaii
adalarına, Yeni Zelanda'nın daha da aşağılarına hiç durmadan
uçabilen kuşlar olarak tanınırlar. Sürekli devam eden bu uçuşlar,
4000-7500 km. arasında değişir ve tahminen 80-100 saat sürer.
Küçük ötücü kuşlar da Meksika Körfezi, Sahra Çölü ya da Atlantik,
Pasifik Okyanusları gibi barınılamayacak bölgeleri yaklaşık
olarak 30 saat süren ve 1000 km.'den daha fazla durmadan devam
eden uçuşlarla geçebilirler. Ve hatta kırmızı boğazlı sinek
kuşu (yalnızca 5 gramın altıda biri kadar vücut ağırlığına
sahiptir) Meksika Körfezi'ni hiç durmadan geçebilecek kapasitededir.
Himalaya bölgesine ve Sibirya'dan Hindistan bölgesindeki kışlık
bölgelere göç eden kuşlar dünyanın en yüksek dağlarını geçerler.
Bu kuşlar yaklaşık 9500 m. yükseklikte ilerlerler.
Prof. Peter Berhold, Animal Behaviour,
s.124
|
Doğanların yakın akrabası olan kerkenezlerin çok farklı "avlanma
taktikleri" vardır. Avını ararken, adeta havada asılı
olarak kalır. Kuyruğunu yayarak açar ve böylece kuyruğunun
havayı tutma özelliğini daha da arttırır. Ayrıca kanatlarının
ucundaki tüyleri de kaldırarak hava akımlarından dolayı oluşabilecek
dengesini kaybetme riskini azaltır. Kanatlarının ucundaki
tüyleri birbirinden ayırır; böylece kanadın üst yüzeyinde
oluşabilecek hava boşluklarını dağıtmak için, yukarı doğru
çıkan küçük ve hızlı hava akımları oluşur. Kerkenez havanın
ileri doğru iten bu hareketini kullanarak, rüzgarın hızıyla
yol alır ve avını gözlerken iniş yapacağı bölgenin tam üstünde
havada asılı durur.
David Attenborough, The Life of Birds,
s.56
|
Martı türü kuşlarda gaganın biçimi beslenme özelliklerine
bağlı olarak türden türe değişiklik gösterir. Örneğin martıların
ve özellikle yırtıcı martıların kanca uçlu gagaları, yakalayıp
koparmaya elverişlidir. Bazı türlerin, örneğin Atlas Okyanusu
kıyılarında yaşayan denizpapağanı ile aksumru denen kuşların
gagası birkaç balık taşırken, dalıp yeniden balık avlayabilecekleri
bir yapıya sahiptir. Bu takımın üyelerinin ilginç bir özelliği
de tuzlu su içebilmeleridir. Kanlarındaki iyon dengesini böbrekleri
ve gözlerinin üstündeki oyuklarda bulunan özel tuz bezleri
sağlar. Bu bezler tuzlu salgıyı burun deliklerine açılan bir
kanala boşaltırlar. Görüldüğü gibi Allah aynı türdeki kuşlar
arasında yarattığı çeşitli özelliklerle bizlere eşi benzeri
olmayan yaratma sanatını tanıtmaktadır.
Ana Britannica Ans., 8. Cilt, s.12
|
Bazı kuşlar yaralanmış veya uçamıyormuş gibi yaparak yavrularını
düşmanlardan korurlar. Bir düşman yaklaştığında anne kuş yuvasından
sessizce uzaklaşır. Çığlıklar atarak ve kanatlarından birini
sallayarak, yerde kanat çırpmaya başlar ve yaralı taklidi
yaparak düşmanın dikkatini kendi üzerine çeker. "Yaralı"
kuşu yakalamaya çalışan yırtıcı hayvan, anne kuş tarafından
bu yöntemle yuvadan çok ilerilere götürülür. Yavrusunu güvenceye
aldıktan sonra anne kuş uçarak düşmandan uzaklaşır.
Russel Freedman,
How Animals Defend Their Young? s.51
|
|