Göç eden canlıların en ilginç örneklerinden biri de kaplumbağalardır.
Brezilya kıyıları açıklarında yaşayan Yeşil deniz kaplumbağaları
2000 km. yüzerek Atlantik Okyanusu ortalarındaki Ascension
Adası'nda yumurtlarlar. Kumdaki çukurlara gömülü yumurtalardan
çıkan yeni doğmuş kaplumbağa yavruları hemen denize yönelirler.
Açık denizde yetişkin haline geldikten sonra da yumurtlamak
için tekrar Atlantik Okyanusu'na doğru yönelirler.
Bilim ve Teknik, Sayı 304, s.235
|
Güney Amerika'da yaşayan böcek yiyen Armadillolar bir tür
zırhla korunurlar. Genellikle yiyeceklerini toprağı kazarak
ararlar. Çok iyi bir koku alma duyusuna sahiptirler. Yiyeceği
şeyin kokusunu alan Armadillo son derece büyük bir hızla toprağı
kazar. Burnunu toprağa gömerek, adeta kokuyu yitirmekten korkuyormuş
gibi telaşla toprağı kazar. Armadillolar'ı bu durumda görenler,
hayvanın bu durumda nasıl soluk aldığına şaşabilirler. Oysa
Armadillolar bu durumda soluk almazlar. Toprağı kazdıkları
sırada, altı dakikaya kadar soluklarını tutabilme yeteneğine
sahiptirler.
David Attenborough,
Yaşadığımız Dünya, s.162
|
Yılanların hareketleri birçok açıdan mükemmeldir. Yılanlar,
her birinde bir çift kaburga ve düzinelerce kas olan 400 omura
sahip olabilirler. Vücutlarını her iki tarafa da 25 derece
aşağı ve 14 derece yukarı olmak üzere eğebilirler. Yılanlar
otların üstünde kayarken, ağaçta, kaldırımda, kumda, çölde
ve daha birçok yerde hareket ederken yarım düzine teknik kullanırlar.
Kavurucu sıcaklıktaki bir zeminde bile kolaylıkla ilerleyebilirler.
Bir borunun içinde kendilerini ileri doğru iterek hareket
ederken, dışarı çıktıklarında hemen spiral gibi hareket etmeye
başlarlar ya da otların arasında vücutlarını dalgalandırarak
giderler. Tenis kortu gibi düz alanlarda ilerlemek istediklerindeyse
farklı bir hareket yapmak zorundadırlar. Ağaca çıkabilmeleri
içinse dalgalanma hareketi yapmaları gerekir. Yılanlar kumda
yürüdüklerinde ise sürtünmeyi ve ısıyı minimuma indirmek için
farklı bir metod kullanırlar.
Guy Murchie, Seven Mysteries of Life,
s.28
|
Çoğu zaman bir insan için yapılması imkansız olan işleri
hayvanlar büyük bir başarıyla yaparlar. Örneğin bazı hayvanlar
bulundukları yerde çok sağlam bir şekilde tutunabilecekleri
özelliklere sahiptirler. Örneğin bir geckonun ayakları, tırmandığı
yüzeyin 100 milyondan fazla noktasıyla aynı anda temas etmesini
sağlar. Gecko'ların yüzeye tutunmaları o denli güçlüdür ki,
camın üzerindeki bir gecko'yu yerinden kımıldatmak imkansızdır.
Bu yönde yapılacak herhangi bir girişim, Gecko'nun yerinden
koparılamamasına ve camın kırılmasına sebep olacaktır. Bu
konudaki başka bir örnek olan ağaç kurbağalarının da ön ve
arka parmaklarının her birinde emme yastıkları bulunur. Bu
yastıklar özel kaslar tarafından hareket ettirilmektedir.
Ayrıca yastıkların yüzeyi, kurbağanın uzun süre yaprakların
altında tutunmasını sağlayacak zamk gibi bir madde de üretmektedir.
Tonny Seddon, Animal Movement,
Nature Watch Series, s.46
|
İnsanların duyduğu seslerin tümü dış kulaklar tarafından
alınır. Sesler, önce orta, daha sonra iç kulak yoluyla titreşimler
göndererek kulak zarını titretirler. Bizler bu sayede duyarız.
Yılanların başlarının dışında özel bir kulak bölümleri yoktur.
Fakat iç kısımlarında kulak bölümleri vardır. Sesler yılanın
vücuduna kaslardan geçerek gelir. En sonunda ise çenelerindeki
kemiklere gider. Bu kemikler içteki kulak bölümlerine bitişiktir.
Yılanların duyması bu sayede gerçekleşir.
Ranger Rick, Şubat 1996, s.45
|
|
|
Suda yürüyen kertenkele saniyede 20 adım atarak suyun üstünde
çılgınca koşar. Ayakları suya değdiği anda, her bir parmak
iyice kasılarak ayağın yüzey alanının artmasını ve suyu kolayca
itmesini sağlar. Böylelikle ayaklar, vücudun ağırlığını rahatlıkla
dengelerler. Kertenkelenin ayakları suyu ittiğinde, bir hava
baloncuğu oluşturarak fazladan destek sağlar ve diğer ayağın
dönüşünü tamamlayıp suya değmesi için zaman kazandırır. Ağırlık
ikinci ayağa aktarılırken kertenkele, baloncuk yok olmadan
önce birinci ayağını sudan çeker. Hava baloncuğu çok önemlidir,
çünkü ayağı doğrudan suya değecek olsa, kertenkele suya düşebilir.
Ayrıca kertenkelenin hareketi insanla kıyaslandığında, insanın
bu hareketi gerçekleştirebilmesi için saniyede 30 m. koşması
ve azami kas esnemesinin 15 katı bir esneme yapması gerekir
ki, bu olanaksızdır.
Scientific American, Eylül 1997, s.68
|
Akrep yavruları, anne akreplerin vücutlarının içinde gelişirler
ve ince bir keseye dolanmış olarak doğarlar. Anneleri bu doğum
kesesini, kuyruğunun ucundaki iğnesiyle yırtarak açar. Yavru
akrepler serbest kalır kalmaz diğer pek çok canlıda da olduğu
gibi annelerinin sırtına tırmanırlar. İlk başta zayıftırlar
ve sık sık yere düşerler. Ayaklarının altındaki özel tabanları,
onların tekrar tırmanmalarına yardımcı olur. Yavrularına karşı
aşırı derecede koruyucu olan anne akrep, gece avlanmaya giderken
de yavrularını beraberinde götürür.
Gardner Soul, Strange
Things Animals Do, s.41
|
Üzerinde yaşadığımız yeryüzü Allah'ın yarattığı benzersiz
özelliklere sahip kusursuz canlılarla doludur. Bu canlılardan
bir tanesi de Borneo ve Sumatra'nın balta girmemiş ormanlarında
yaşayan ilginç bir kurbağa türüdür. Zayıf bacakları ve parmaklarının
arasında perde olan bu küçük ağaç kurbağasının en önemli özelliği,
perdeli ayaklarını kullanarak süzülerek uçabilmesidir. Ağaçların
üstünden uçarken, inişini yavaşlatmak istediğinde ayaklarını
4 adet paraşüt gibi kullanır. Ayak parmakları arasındaki ağları
genişleterek, vücut yüzeyini neredeyse iki katına çıkartır.
Uçan kurbağalar bir ağacın üzerine inmeden önce 12 metre kadar
havada süzülebilmektedirler. Hatta, bacaklarını hareket ettirerek
ve perde ayaklarının şeklini değiştirerek yönlerini de ayarlayabilmektedirler.
Tonny Seddon, Animal Movement,
Nature Watch Series, s.49
|
Sibirya semenderleri (Hynobias Keyserlingii), donmuş toprakların
metrelerce derinliklerinde yıllarca kaldıktan sonra buzları
çözülür ve normal yaşama dönerler. Bu canlıların -500C sıcaklıkta
bile yaşayabildikleri saptanmıştır. Sibirya semenderlerinin
tek problemleri ani donmadır. Çünkü bu canlıların soğuğa alışmak
ve antifiriz maddelerini üretmek için zamana ihtiyaçları vardır.
"Antifriz maddeleri" semenderin kanındaki hücrelerde
bulunan suyun yerine geçerek, dokuların keskin buz kristallerinden
zarar görmesini önler. Bazı hayvanlar bu işlemleri yaparken
donmamak için glikoz kullanırlar. Sibirya semenderinin bu
mekanizmasının nasıl işlediği ise tam olarak bilinmemektedir.
New Scientist, Cilt 139, s.15
|
Bukalemunlar çok ağır hareket eden, ağaçlarda ve çalılar
üzerinde yaşayan hayvanlardır. Derilerinde renk maddesi denilen
"kromatoforlar" bulunur. Bu sayede bulundukları
ortama renk uyumu sağlayarak düşmanlarından korunurlar. Bukalemunlarda
sempatik sinir sisteminin salgısı ile pigmentlerin dağılması
ve toplanması sağlanarak renk değişimi meydana gelir. Böylece
çok ağır hareket eden bu hayvan bulunduğu ortamda fark edilmeden
güvenli bir şekilde yaşamını sürdürebilir.
Bilim ve Teknik, Sayı 295, s.44
|
|