|
Besinlerden Ve Sudan Maksimum
İstifade
Hayvanların çoğu böbreklerinde biriken üre
kana karıştığı anda zehirlenerek ölürler. Oysa deve, vücudunda
oluşan üreyi defalarca karaciğerinden geçirerek, sudan ve
besinlerden maksimum derecede istifade edebilmektedir.
Devenin kan ve hücre yapısı da, çöl şartlarında
uzun süre susuz yaşayabilmesini sağlayabilecek şekildedir.
Hücre duvarları, hücrelerinin fazla su kaybetmesini
engelleyecek bir yapıdadır. Kan yapısı ise, devenin vücudunda
su minimuma indiğinde bile kan akışında bir ağırlaşmaya olanak
vermeyecek biçimdedir. Ayrıca kanında, susuzluğa dayanıklılığı
arttıran albümin enzimi, diğer canlılardan daha fazla miktarda
bulunmaktadır.
Devenin bir başka destekleyicisi de hörgücüdür.
Hörgüçlerde vücut ağırlığının beşte biri kadar yağ depo edilmiştir.
Devede yağın tek bir noktada toplanması, vücudun ;yağa bağlı
olarak; her yerinde yoğun oranda su atılmasını engeller. Bu
da devenin suyu minimum oranda kullanmasına sebep olur.
Bir hörgüçlü deve, normalde günde 30-50 kilo
besin alabilirken, zor şartlarda günde sadece 2 kg kuru otla
bir ay boyunca yaşayabilmektedir. Devenin ağız ve dudak yapısı,
ayakkabı köselesini delecek kadar sivri dikenleri bile rahatlıkla
yiyebileceği şekildedir. Dört yüzlü midesi ve sindirim sistemi
ise önüne çıkan herşeyi öğütebilecek kadar güçlüdür. Normalde
yiyecek sınıfına girmeyen kauçuk gibi maddelerden bile istifade
etmesini bilir. Kurak ortamlarda bu özelliğin ne kadar değerli
olduğu açıktır.
Hortumlara Ve Fırtınalara
Karşı Önlem
Devenin gözleri iki kat kirpiklidir. Kirpikler,
kapan gibi içiçe geçerek, gözü şiddetli kum fırtınalarına
karşı tam bir korumaya alırlar. Develer ayrıca burun deliklerini
de kum girmesini engellemek için kapatabilirler.
Kavurucu Sıcağa Ve Dondurucu
Soğuğa Karşı Önlem
Bütün vücudunu kaplayan sık tüyler çölün
yakıcı güneşinin hayvanın derisine ulaşmasına engel olurlar.
Bunlar aynı zamanda soğukta da hayvanın ısınmasını sağlarlar.
Çöl develeri 70°C'lik sıcaklıktan etkilenmezken, çift hörgüçlü
develer sıfırın altında 52 derecelik soğuklarda yaşayabilmektedir.
Bu tip develer, 4.000 metrelik yüksek yaylalarda bile hayatlarını
sürdürebilmektedirler.

Kızgın Kumlar İçin Önlem
Bacaklarına oranla son derece büyük olan
ayakları da özel olarak "dizayn" edilmiş, hayvan kuma batmadan
yürüyebilsin diye genişletilip yayılmıştır. Ayak tabanlarındaki
özel kalın deri ise kızgın çöl kumlarına karşı alınmış bir
tedbirdir.
Tüm bu bilgilerin ışığında düşünelim: Deve,
kendi vücudunu çöl ortamına göre kendisi mi ayarlamıştır?
Burun mukozasını kendisi oluşturup, tepesindeki hörgücü o
mu meydana getirmiştir? Ya da hortum ve fırtınalara karşı
göz ve burun yapısını kendisi mi tasarlamıştır? Kan ve hücre
yapısını, devenin kendisi mi 'su harcamama esası' üzerine
düzenlemiştir? Vücudundaki tüylerin dokusunu o mu seçmiştir?
O mu kendisini "çöl gemisi"ne dönüştürmüştür?
Deve -canlıların tümünde olduğu gibi- elbette
ki bunları yapamaz. "Bakmıyorlar mı o deveye, nasıl yaratıldı?"
ayeti, gerçekten de bu olağanüstü hayvanın varoluşunu en iyi
biçimde açıklamaktadır. Deve de, başka her şey gibi yaratılmış,
özelliklerle bezenmiş ve Yaratıcı'nın yaratmadaki üstünlüğünün
bir işareti olarak yeryüzüne yerleştirilmiştir.
Deve, bu tür üstün fiziksel özelliklerle
yaratılırken, insana hizmetle görevlendirilmiştir. İnsan ise,
tüm varlık aleminin içindeki buna benzer yaratılış mucizelerini
görmek ve tüm varlıkların yaratıcısı olan Allah'ı bilip-tanımakla...
|