| |
| |
|
Gaybın anahtarları O'nun katındadır, O'ndan başka hiç
kimse gaybı bilmez. Karada ve denizde olanların tümünü
O bilir, O, bilmeksizin bir yaprak dahi düşmez; yerin
karanlıklarındaki bir tane, yaş ve kuru dışta olmamak
üzere hepsi (ve her şey) apaçık bir kitaptadır.
(Enam Suresi, 59)
|
|
| |
| |
| |
 |
| |
|
| |
|
| |
 |
| |
| Vanilya kokusu,
lale kokusu gibi uçucu moleküller, burnun epitelyum
adı verilen bölgesindeki titrek tüylerde bulunan alıcılara
gelir ve bu alıcılarla etkileşime girer. İşte bu etkileşim
beynimizde koku olarak algılanır. Aynı şekilde insan
dilinin ön tarafında da dört farklı tip kimyasal alıcı
vardır. Bunlar da tuzlu, şekerli, ekşi ve acı tatlarına
karşılık gelir. İşte tüm duyu organlarımızın alıcılarına
gelen bu moleküller beynimiz tarafından kimyasal sinyaller
olarak algılanır. |
|
| |
|
|
| İman
Hakikatleri.Com
Harun Yahya |
|
| |
| Atomun Yapısında Saklı Güç
Hava, su, dağlar, hayvanlar, bitkiler, vücudunuz, oturduğunuz
koltuk, kısacası en küçüğünden en büyüğüne kadar gördüğünüz,
dokunduğunuz, hissettiğiniz her şey atomlardan meydana
gelmiştir. Atomlar öyle küçük parçacıklardır ki, en
güçlü mikroskoplarla dahi bir tanesini görmek mümkün
değildir. Bir atomun çapı milimetrenin milyonda biri
kadardır.
Bu küçüklüğü bir insanın gözünde canlandırması pek
mümkün değildir. O yüzden bunu bir örnekle açıklamaya
çalışalım: Elinizde bir anahtar olduğunu düşünün. Kuşkusuz
bu anahtarın içindeki atomları görebilmeniz mümkün değildir.
Görebilmek için elinizdeki anahtarı dünyanın boyutlarına
getirdiğinizi farz edelim. Elinizdeki anahtar dünya
boyutunda büyürse, işte ancak o zaman anahtarın içindeki
her bir atom bir kiraz büyüklüğüne ulaşır ve siz de
onları görebilirsiniz. Peki bu kadar küçük bir yapının
içinde ne vardır? Bu derece küçük olmasına rağmen atomun
içinde evrende gördüğümüz sistemle kıyaslanabilecek
kadar kusursuz, eşsiz ve kompleks bir sistem bulunmaktadır.
Her atom, bir çekirdek ve çekirdeğin çok uzağındaki
yörüngelerde dönüp-dolaşan elektronlardan oluşmuştur.
Çekirdeğin içinde ise proton ve nötron ismi verilen
başka parçacıklar vardır.
Çekirdek, atomun tam merkezinde bulunmaktadır ve atomun
niteliğine göre belirli sayılarda proton ve nötrondan
oluşmuştur. Çekirdeğin yarıçapı, atomun yarıçapının
onbinde biri kadardır. Biraz önce bahsettiğimiz gibi,
elinizdeki anahtarı dünya boyutlarına getirdiğinizde
ortaya çıkan kiraz büyüklüğündeki atomların içinde çekirdeği
arayalım. Ama bu arayış boşunadır, çünkü böyle bir ölçekte
bile çok daha küçük olan çekirdeği gözlemleme olanağımız
kesinlikle yoktur. Çekirdeği görebilmemiz için atomumuzu
temsil eden kiraz yeniden büyüyüp iki yüz metre yüksekliğinde
kocaman bir top olmalıdır. Bu akıl almaz boyuta karşın
atomumuzun çekirdeği yine de çok küçük bir toz tanesinden
daha iri bir duruma gelmeyecektir.
Ancak burada son derece şaşırtıcı bir durum vardır:
Hacmi atomun 10 milyarda biri olmasına rağmen, çekirdeğin
kütlesi atomun kütlesinin %99.95'ini oluşturmaktadır.
Peki bir şey nasıl olur da bir yandan kütlenin yaklaşık
tamamını oluştururken, diğer yandan da hemen hemen hiç
yer kaplamaz?
Bunun sebebi, atomun kütlesini oluşturan yoğunluğun,
atomun çekirdeğinde birikmiş olmasıdır. Bunu sağlayan
ise "güçlü nükleer kuvvet" ismi verilen kuvvettir.
Bu kuvvet sayesinde atomun çekirdeği dağılmadan bir
arada durabilir.
Buraya kadar anlattıklarımız tek bir atomun içindeki
kusursuz sistemin sadece birkaç küçük detayıydı. Aslında
atom üzerine ciltlerce kitap yazılabilecek kadar kapsamlı
bir yapıya sahiptir. Ancak burada gördüğümüz bu birkaç
küçük detay bile onun muhteşem yapısıyla birlikte Allah
tarafından yaratıldığını görebilmek için yeterlidir.
|
|
| |
| Lezzet
Ve Güzelliğin Bilinmeyen Kaynağı: Moleküller
Birçok madde aynı atomları içermesine rağmen farklı
görünür ve farklı özellikler taşır. Sizce çevrenizde
gördüğünüz cisimleri birbirinden farklı kılan şey nedir?
Renklerini, biçimlerini, kokularını, tatlarını birbirinden
farklılaştıran, yumuşak ya da sert olmalarını sağlayan
nedir? İşte bütün bunların nedeni atomların molekülleri
oluşturmak için aralarında kurdukları farklı kimyasal
bağlardır.
Maddeye giden ilk basamak olan atomlardan sonra ikinci
basamak moleküllerdir. Moleküller, maddenin kimyasal
özelliklerini belirten en küçük birimlerdir. Bu küçük
yapılar iki veya daha çok atomdan, bazıları da binlerce
atom grubundan oluşur. Moleküllerin değişik biçimlerde
bir araya gelmeleriyle de çevremizde gördüğümüz çeşitlilik
ortaya çıkar. Bunu tat ve koku duyularımızdan örnek
vererek görelim.
"Tat" ve "koku" dediğimiz kavramlar,
aslında birbirinden farklı moleküllerin duyu organlarımızda
yarattığı algılardan başka bir şey değildir. Yiyeceklerin,
içeceklerin, çeşitli meyve ve çiçek kokularının hepsi
yandaki küçük resimde bir örneğini gördüğümüz uçucu
moleküllerden ibarettir. Atomlar bir yandan canlı ve
cansız maddeyi oluştururken, diğer taraftan da maddeye
lezzet ve güzellik katmaktadırlar. Peki ama bu nasıl
gerçekleşmektedir?
Günümüzde tat ve kokunun nasıl algılandığı, nasıl oluştuğu
konusu anlaşılabilmiştir, ama bilim adamları neden bazı
maddelerin çok, bazı maddelerin az koktuğu, neden bazılarının
tatlarının hoş ve bazılarının da kötü olduğu konusunda
bir görüş birliğine varamamışlardır.
Tat ve kokunun var olması insanlar için temel bir ihtiyaç
değildir. Ancak kahverengi ve kendine has bir kokusu
olan topraktan yüzlerce çeşitte, hoş kokulu ve lezzetli
meyve, sebze ve binlerce renk, biçim ve kokuda çiçek
çıkmaktadır. Ve tüm bunlar muhteşem bir sanatın ürünü
olarak dünyamıza apayrı bir güzellik katmaktadırlar.
Bu açıdan renk ve koku da diğer tüm nimetler gibi,
sonsuz lütuf ve ikram sahibi Allah'ın insana karşılıksız
sunduğu güzelliklerdendir. Yalnızca bu iki algının var
olmaması dahi insanın hayatını büyük ölçüde tatsızlaştırmaya
yeterdi. Kendisine verilen tüm bu nimetlere karşılık,
insana düşen kuşkusuz kendisini her yönden kuşatmış
böyle sonsuz bir ikram karşısında Rabbinin dilediği
gibi bir kul olmaya çalışmaktır.
|
|
| |
Protonlar Ve Elektronlar Arasındaki Denge
Atomun içindeki kusursuz düzenin biraz daha detayına
inmekte yarar görüyoruz. Bilindiği gibi elektronlar,
sahip oldukları elektrik yükü nedeniyle çekirdeğin etrafında
sürekli olarak dönerler. Bütün elektronlar eksi (-)
elektrik yükü ile yüklüdürler, bütün protonlar ise artı
(+) yüküyle. Ve atomun çekirdeğindeki artı yük, elektronları
kendine doğru çeker. Bu nedenle elektronlar, hızlarının
kendilerine verdiği merkez-kaç gücüne rağmen, çekirdeğin
etrafından ayrılmazlar.
Atomun merkezinde ne kadar proton varsa, dışında da
o kadar elektron olur. Bu sayede atomların elektriksel
yükü dengelenir. Ancak protonun hacmi de, kütlesi de,
elektrondan çok daha fazladır. Eğer bir karşılaştırma
yapmak gerekirse, aralarındaki fark, bir insanla bir
fındık arasındaki fark gibidir. Ama yine de elektrik
yükleri birbirinin aynıdır.
Peki acaba proton ve elektronun elektriksel yükleri
eşit olmasaydı ne olurdu?
Bu durumda evrendeki tüm atomlar, protondaki fazla
artı elektrik nedeniyle, artı elektrik yüküne sahip
olacaklardı. Bunun sonucunda da evrendeki her atom birbirini
itecekti.
Acaba bu durum şu an gerçekleşse ne olur? Evrendeki
atomların her biri birbirini itse neler yaşanır?
Yaşanacak olan şeyler çok olağandışıdır. Atomlardaki
bu değişiklik oluştuğu anda, şu anda bu kitabı tutan
elleriniz ve kollarınız bir anda paramparça olurlar.
Sadece elleriniz ve kollarınız değil, gövdeniz, bacaklarınız,
başınız, gözleriniz, dişleriniz, kısaca vücudunuzun
her parçası bir anda havaya uçar. İçinde oturduğunuz
oda, pencereden gözüken dış dünya da bir anda havaya
uçar. Yeryüzündeki tüm denizler, dağlar, Güneş Sistemi'ndeki
tüm gezegenler ve evrendeki bütün gök cisimleri aynı
anda sonsuz parçaya ayrılıp yok olurlar. Ve bir daha
da evrende hiçbir gözle görülür cisim var olmaz.
Üstelik canlılar için böyle bir olayın yaşanması elektron
ve protonların elektrik yükleri arasındaki dengenin
100 milyarda bir oranında değişmesiyle gerçekleşebilir.
Evrenin yok olması ise bu dengedeki milyar kere milyarda
bir oynama ile meydana gelir. Yani evrenin ve canlıların
varlığı, çok hassas dengelerle mümkündür. Bu dengenin
ortaya koyduğu gerçek ise, evrenin, rastgele ortaya
çıkmamış, belirli bir amaca yönelik olarak düzenlenmiş
olduğudur. Tüm evreni yoktan var edip, sonra da onu
dilediği biçimde tasarlayıp düzenleyen yegane kudret
ise, elbette ki Kuran'daki ifadeyle "tüm alemlerin
Rabbi" olan Allah'tır. Kuran'da belirtildiği gibi,Allah,
göğü bina etmiş, sonra ona belli bir düzen vermiştir.
(Naziat Suresi, 27-28)
ANA
MENÜYE DÖN İLERİ |
|
|