| |
| |
Yedi gök, yer ve
bunların içindekiler O'nu tesbih eder; O'nu övgü ile
tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur, ancak siz onların
tesbihlerini kavramıyorsunuz. Şüphesiz O, halim olandır,
bağışlayandır.
(İsra Suresi, 44) |
|
| |
|
| |
 |
| |
Bitki ve ağaç (O'na)
secde etmektedirler.
(Rahman Suresi, 6) |
|
| |
 |
| |
|
| |
|
| |
 |
| |
|
|
| İman
Hakikatleri.Com
Harun Yahya |
|
| |
| Birbirlerine Uyumlu Yaratılan
Canlılar
Bazı bitkilerin çiçeklerindeki nektar çiçeğin derinliklerinde
bulunur. Bu da böceklerin ve kuşların nektar toplamalarını,
dolayısıyla çiçeğin döllenmesini zorlaştıracak bir dezavantaj
gibi görünür. Oysa Allah, nektarı derinlerde bulunan
çiçeklerin özelliklerine tıpatıp uygun yapılara sahip
canlılar yaratarak bu bitkilerin de döllenmesini sağlamıştır.
Avize ağacı ve yuka güvesi arasındaki uyumlu beraberlik
bunun örneklerindendir.
Avize
ağacı bitkisinin üzerinde, büyük yapraklardan oluşan
bir rozet şekli, bunun da merkezinde krem renkli çiçekleri
taşıyan bir sap bulunur. Avize ağacının özelliği polenlerinin
eğimli bir bölgede bulunmasıdır. Bu yüzden bitkinin
erkek üreme organlarında bulunan çiçek tozunu, ancak
eğimli bir ağız yapısına sahip olan bir güve türü toplayabilir.
Avize ağacı güvesi topladığı çiçek tozlarını birbirine
bastırıp top şekline sokar ve bunu başka bir avize ağacı
çiçeğine götürür. Önce çiçeğin dibine iner ve kendi
yumurtalarını bırakır. Sonra tepeciğe çıkar ve çiçek
tozu topunu buraya vurarak polenlerin dökülmesini sağlar.
Çünkü bir süre sonra yumurtalardan güve tırtılları çıkacak
ve bu polenlerlerle beslenecektir. Ancak bu arada güve
önceki bitkiden topladığı çiçek tozu topunu yeni bitkinin
tepeceğine vurarak bitkinin de döllenmesini sağlamış
olur. Eğer güveler olmasa avize ağaçları kendi kendilerini
dölleyemezler.
Görüldüğü
gibi, güvenin beslenmesi ve ağacın döllenmesi birbirine
son derece uyumlu bir şekilde gerçekleşmektedir. Bu
uyumu yaratan ağacın kendisi ya da güve değildir. Bir
bitkinin ya da bir böceğin başka bir canlının ihtiyaçlarından
haberdar olması, buna göre bir taktik belirleyerek kendi
ihtiyacına bir çare bulması mümkün değildir. Çünkü bu
canlılar akledemez, yöntemler bulup bunları diğer bir
canlıya öğretemez. Canlılar arasında pek çok örneğini
gördüğümüz bu kusursuz uyumu yaratan Allah'tır. Her
iki canlı da kendilerini çok iyi tanıyan, bilen, Alemlerin
Rabbi olan, herşeyden haberdar olan Allah'ın eseridir.
Ve Allah'ın büyüklüğünü, yüce kudretini, kusursuz sanatını
insanlara tanıtıp anlatmakla görevlidirler.
|
|
| |
| Coryanthes
Orkidelerinin Taktikleri
Bir çiçeğin bir böceğin tercihlerinden haberdar olması
mümkün müdür? Peki bu böceği tuzağa düşürmek için bir
plan kurması ve buna uygun olarak kendisinde değişiklikler
yapması mümkün müdür? Elbette ki bir çiçeğin ya da böceğin
kendi aklı ve iradesiyle bu tarz taktikler uygulaması
mümkün değildir. Ancak doğadaki canlılara baktığımızda
bu tarz pek çok taktik uyguladıklarını görürüz.
Coryanthes
orkideleri ilginç bir taktikle böcekleri tuzağa düşürerek
üreyen bitkilerdendir. Orkidenin üreme sistemi böcekleri
kendine çekerek polenleri taşıtmak üzerine kuruludur.
Bu orkide türünün çiçekleri demetler halindedir. Her
çiçeğin önünde iki tane kanat benzeri çanak yaprağı,
bu yaprakların hemen arkasında da küçük bir bitkisel
çanak bulunur. Çiçeklerin açılmaları sırasında özel
bir salgı bu çanağın dibine doğru akmaya başlar. Bir
süre sonra metalik yeşil renk alan çiçek, bu salgı sayesinde
arıların dayanamadığı güzel bir koku üretmeye başlar.
Orkidenin çiçek açmasıyla birlikte erkek arılar bu
kokuyu alarak çiçeğin etrafında uçmaya başlarlar. Arılar
orkidenin dikey kenarlarına konmaya çalışırken bir yandan
da çiçeğin çanak kısmını gövdeye bağlayan tüp gibi olan
kısımda ayaklarıyla tutunabilecekleri bir yer ararlar.
İşte bu bölge kaygan ve eğimli bir yapıya sahiptir.
Bu yüzden çiçeğin yakınında dolaşan arılar kaçınılmaz
olarak çiçeğin dibindeki salgı dolu çanağın içine düşerler.
Çiçeğin içine düşen arı için tek bir çıkış yolu vardı:
Çiçeğin ön duvarına, yani gün ışığına açılan dar bir
tünel. Böceğin düştüğü sıvının yüzeyiyle aynı seviyede
olan bu tek çıkış yolunu bulana dek böcek sıvının içinde
yüzer. Çıkış yolunu bulmaya çalışırken polenlerin bulunduğu
stigmanın (tepecik) ve erkeklik organının altından geçer.
Bu sırada çiçeğin iki polen kesesi böceğin arka kısmına
yapışır. Bu arada böcek dışarı çıkış yolunda ilerler
ve sonunda çiçekten dışarı çıkar. Arı yeni bir çiçeğe
gittiğinde çiçeğin tepeciği polenleri erkeğin sırtından
alır ve bu şekilde döllenme başlar.
Ancak
bu olay yalnızca çiçek için bir avantaj sağlamaz. İçine
düştüğü çiçek çanağında yer alan salgı, arılar için
de son derece önemlidir. Çünkü erkek arılar vücutlarına
bulaşan bu salgının kokusunu, çiftleşme zamanında dişi
arıyı çekmek için kullanacaklardır.
Başta da belirttiğimiz gibi, bir çiçeğin bir böceği
kandıracak taktikler geliştirmesi, fiziksel yapısını
bu taktiğe uygun şekilde ayarlaması asla mümkün değildir.
Aynı şekilde bir böceğin ihtiyacı olan bir maddeyi bir
çiçekten karşılamak için taktik geliştirmesi de kendi
iradesiyle gerçekleşemez. İki canlı arasındaki bu şaşırtıcı
uyum, her ikisinin de tek bir Yaratıcı tarafından yaratıldıklarının
bir delilidir.
|
|
| |
Yapraklardaki
Kusursuz Tasarım: Gözenekler
Dıştan bakıldığında kimi zaman sadece yeşil bir cisim
olarak düşünülen yaprakların her milimetre karesinde
kusursuz bir tasarım vardır. Bitkiler için son derece
önemli yapılardan biri olan gözenekler de bu tasarımın
önemli parçalarındandır. Yaprakların üzerinde bulunan
bu mikroskobik delikler (gözenekler) ısı ve su transferi
sağlamak ve fotosentez için gerekli olan karbondioksiti
atmosferden temin etmekle görevlidir. Gözenekler aynı
zamanda gerektiğinde açılıp kapanabilecek bir yapıya
sahiptirler.
Gözeneklerin ilgi çekici yönlerinden biri ise, yaprakların
çoğunlukla alt kısımlarında yer almalarıdır. Bu sayede,
güneş ışığının yaprak üzerindeki olumsuz etkisinin en
aza indirilmesi sağlanır. Bitkideki suyu dışarı atan
gözenekler, eğer yaprakların üst kısımlarında yoğun
olarak bulunsalardı, çok uzun süre güneş ışığına maruz
kalmış olacaklardı. Bu durumda da bitkinin sıcaktan
ölmemesi için gözenekler bünyelerindeki suyu sürekli
olarak dışarı atacaklardı, böyle olunca da bitki aşırı
su kaybından kuruyarak ölecekti. Herşeyi kusursuz ve
eksiksiz yaratan Allah, bitkilerde de özel tasarıma
sahip gözenekler var etmiş, su kaybından zarar görmelerini
böylece engellemiştir.
Yaprakların üst deri dokusu üzerinde çifter çifter
yerleşmiş bulunan gözeneklerin biçimleri fasulyeye benzer.
Karşılıklı iç bükey yapıları, yaprakla atmosfer arasındaki
gaz alışverişini sağlayan gözeneklerin açıklığını ayarlar.
Gözenek ağzı denilen bu açıklık, dış ortamın koşullarına
(ışık, nem, sıcaklık, karbondioksit oranı) ve bitkinin
özellikle su ile ilgili iç durumuna bağlı olarak değişir.
Gözenek ağızlarının açıklığı ya da küçük oluşu ile bitkinin
su ve gaz alışverişi düzenlenir.
Dış ortamın tüm etkileri göz önüne alınarak düzenlenmiş
olan gözeneklerin yapısında çok ince detaylar vardır.
Bilindiği gibi, dış ortam koşulları sürekli değişir.
Nem ve gaz oranı, sıcaklık derecesi, havadaki kirlilik…
Yapraklardaki gözenekler tüm bu değişken şartlara uyum
gösterebilecek yapıdadır.
Bitkilerdeki bu sistem de diğerleri gibi ancak bütün
parçaları eksiksiz olduğunda fonksiyonlarını yerine
getirebilmektedir. Dolayısıyla, bitkilerdeki gözeneklerin
de tesadüfler sonucu evrimleşerek ortaya çıkmış olmaları
kesinlikle ihtimal dışıdır. Son derece özel bir yapısı
olan gözenekler de görevlerini en hassas biçimde yerine
getirecek şekilde özel olarak tasarlanmışlar, yani Allah
tarafından yaratılmışlardır.
GERİ
ANA
MENÜYE DÖN İLERİ
|
|
|