Yaratmak
bakımından siz mi daha güçsünüz, yoksa gök mü? (Allah)
Onu bina etti. Boyunu yükseltti, ona belli bir düzen verdi…
(Naziat Suresi, 27-28) |
|
| |
 |
| |
|
| |
O, gökleri ve yeri hak olarak yaratandır. O'nun "ol"
dediği gün (her şey) oluverir, O'nun sözü haktır.
Sur'a üfürüldüğü gün, mülk O'nundur. O, gaybı ve müşahede
edilebileni bilendir. O, hüküm ve hikmet sahibi olandır,
haberdar olandır.
(Enam Suresi, 73)
|
|
| |
|
| |
Yaratmak bakımından
siz mi daha güçsünüz, yoksa gök mü? (Allah) Onu bina
etti. Boyunu yükseltti, ona belli bir düzen verdi… (Naziat
Suresi, 27-28) |
|
| |
|
| |
 |
| |
Güneş Sistemi'ndeki olağanüstü hassas dengeyi
keşfeden Kepler, Galileo gibi astronomlar, bu sistemin
çok açık bir tasarımı gösterdiğini ve Allah'ın tüm
evrene olan hakimiyetinin ispatı olduğunu pek çok
kereler belirtmişlerdir. Allah her şeyi sonsuz ilmiyle
yaratır ve düzenler. Allah üstün güç sahibi olandır.
|
|
| |
|
|
| İman
Hakikatleri.Com
Harun Yahya |
|
| |
| Yokluktan Varlığa: Big Bang
Çevrenizde gördüğünüz her şeyin, kendi bedeniniz, içinde
yaşadığınız ev, anneniz, babanız, ağaçlar, kuşlar, toprak,
meyveler, bitkiler, kısacası bütün canlıların ve aklınıza
gelebilecek bütün maddelerin "Büyük Patlama"
ile var olan atomların bir araya gelmesiyle hayat bulduklarını
biliyor muydunuz? Bu patlamanın ardından evrendeki kusursuz
düzenin oluştuğundan haberdar mıydınız? Peki nedir bu
"Büyük Patlama"?
Son yüzyılda gelişmiş teknoloji ile gerçekleştirilen
araştırma, gözlem ve hesaplamalar, evrenin bir başlangıcı
olduğunu kesin olarak ortaya koymuştur. Bilim adamları
yaptıkları incelemeler sonucunda evrenin sürekli olarak
"genişlediğini" tespit etmişlerdir. Ve evren
genişlediğine göre, zaman içinde geriye doğru gidildiğinde
evrenin tek bir noktadan genişlemeye başladığı sonucuna
ulaşmışlardır. İşte bugün bilimin ulaştığı gerçek, evrenin
bu tek noktanın patlamasıyla yoktan var olduğudur. Bu
patlamaya "Big Bang" yani "Büyük Patlama"
adı verilmiştir.
Bugün bilim çevreleri tarafından evrenin var oluş şekli
olarak kabul gören Büyük Patlama'nın ardından, son derece
kusursuz bir düzenin oluşması ise aslında hiç de sıradan
karşılanabilecek bir durum değildir. Düşünün ki, yeryüzünde
binlerce çeşit patlama oluşmakta ama hiçbirinde ortaya
bir düzen çıkmamaktadır. Hepsi olanı bozmaya, parçalamaya,
yok etmeye yönelik olarak gerçekleşir. Örneğin; atom
ve hidrojen bombalarının patlaması, giruzu patlamaları,
volkanik patlamalar, doğalgaz patlaması, güneşte meydana
gelen patlamalar; kısacası ne tür patlama incelenirse
incelensin, etkilerinin hep yıkıcı oldukları görülecektir.
Hiçbir zaman bir patlamanın neticesinde görünüm olarak
yapıcı ve olumlu bir sonuç çıkmaz. Ama günümüz teknolojisi
ile ortaya konmuş olan bilimsel sonuçlara göre Büyük
Patlama yokluktan varlığa, hem de çok düzenli ve ahenkli
bir varlığa geçişe sebep olmuştur.
Şimdi
de şöyle bir örnek üzerinde düşünelim; yerin altında
bir dinamit patlıyor ve bu patlamanın ardından da odalarıyla,
pencereleriyle, kapılarıyla, mobilyalarıyla dünyanın
en görkemli sarayı meydana geliyor. Buna "tesadüf
sonucu oluştu" demek mantıklı bir yaklaşım olur
mu? Böyle bir şey kendiliğinden oluşabilir mi? Elbette
ki hayır!
Büyük Patlama'nın ardından oluşan kainat ise elbette
dünya üzerindeki bir sarayla karşılaştırma dahi yapılamayacak
kadar ihtişamlı, ince ince planlanmış, görkemli bir
sistemdir. Bu durumda evrenin kendi kendine oluştuğunu
iddia etmek son derece anlamsız olacaktır. Evren yokken
birdenbire ortaya çıkmıştır. Bu da bize maddeyi yoktan
var eden, onun her anını kontrolü altında bulunduran
sonsuz bilgi ve güç sahibi bir Yaratıcı'nın varlığını
gösterir. O Yaratıcı üstün güç sahibi olan Allah'tır.
|
|
| |
| Uzaydaki
Büyüklük Kavramı
Evrende sayısız sistem işlemektedir. Allah, biz farkında
dahi değilken, örneğin, kitap okurken, yürürken, uyurken
tüm bu sistemleri kontrolü altında tutar. Allah insanların
Kendi sınırsız gücünü kavrayabilmeleri için evrendeki
düzeni sayısız detayla birlikte yaratmıştır. Allah Kuran'da
insanlara hitap etmekte, evrendeki düzenin yaratılış
sebebini "sizin gerçekten Allah'ın her şeye güç
yetirdiğini ve gerçekten Allah'ın ilmiyle her şeyi kuşattığını
bilmeniz ve öğrenmeniz için" (Talak suresi, 12)
ifade etmektedir. Bu düzen öylesine detaylar içerir
ki, insan nereden düşünmeye başlayacağını şaşırır.
Örneğin, uzayın uçsuz bucaksız olduğundan herkes haberdardır.
Ancak bunun gerçek anlamda nasıl bir büyüklük olduğu
üzerinde düşünmeye başladığımızda tahmin edebileceğimizden
çok daha farklı kavramlarla karşılaşırız. Güneş'in çapı,
Dünya'nın çapının 103 katı kadardır. Bunu bir benzetmeyle
açıklayalım; eğer Dünya'yı bir misket büyüklüğüne getirirsek,
Güneş de bildiğimiz futbol toplarının iki katı kadar
büyüklükte yuvarlak bir küre haline gelir. Burada ilginç
olan, aradaki mesafedir. Gerçeklere uygun bir model
kurmamız için, misket büyüklüğündeki Dünya ile top büyüklüğündeki
Güneş'in arasını yaklaşık 280 metre yapmamız gerekir.
Güneş Sistemi'nin en dışında bulunan gezegenleri ise
kilometrelerce öteye taşımamız gerekecektir.
Bu benzetmeyle Güneş Sistemi'nin dev bir boyuta sahip
olduğunu düşünmüş olabilirsiniz. Ancak aslında Güneş
Sistemi içinde bulunduğu Samanyolu galaksisine oranla
oldukça mütevazı bir büyüklüğe sahiptir. Çünkü Samanyolu
galaksisinin içinde, Güneş gibi ve çoğu ondan daha büyük
olmak üzere yaklaşık 250 milyar tane yıldız vardır.
Spiral
şeklindeki bu galaksinin kollarının birisinde, bizim
Güneşimiz yer almaktadır. Ancak şaşırtıcı olan, Samanyolu
galaksisinin de uzayın geneli düşünüldüğünde çok "küçük"
bir yer oluşudur. Çünkü uzayda başka galaksiler de vardır,
hem de tahminlere göre, yaklaşık 300 milyar kadar…
Evrendeki gök cisimlerinin boyutları ve dağılımlarındaki
ihtişamdan verdiğimiz bu birkaç örnek bile Allah'ın
yaratma sanatının benzersizliğini, O'nun yaratmada hiçbir
ortağının olmadığını, Allah'ın üstün bir güç sahibi
olduğunu göstermek için yeterlidir. Allah insanları
bu gerçekler üzerinde düşünmeye şöyle çağırmaktadır:
Yaratmak bakımından siz mi daha güçsünüz, yoksa gök
mü? (Allah) Onu bina etti. Boyunu yükseltti, ona belli
bir düzen verdi… (Naziat Suresi, 27-28)
|
|
| |
Güneş Sistemindeki Kusursuz Düzen

Bulunduğunuz mekandan dışarıya çıktığınızda güneş ışınlarının
yüzünüze sizi hiç rahatsız etmeden çarpmasını Güneş
Sistemi'ndeki kusursuz düzene borçlusunuz. Bize sadece
güzel bir sıcaklıkla aydınlık ileten Güneş, aslında
kıpkırmızı gaz bulutlarından oluşan derin bir kuyu gibidir.
Kaynayan yüzeyinden milyonlarca kilometre öteye fışkıran
dev alev girdaplarından ve dipten yüzeye doğru yükselen
dev hortumlardan oluşur. Bunlar canlılar için öldürücüdür.
Ancak Güneş'in bütün zararlı, öldürücü ışınları bize
ulaşmadan önce atmosfer ve dünyanın manyetik alanı tarafından
süzülür. İşte Dünya'nın yaşanabilir bir gezegen olmasını
sağlayan, Güneş Sistemi'ndeki kusursuz düzendir.
Güneş Sistemi'nin yapısını incelediğimizde son derece
hassas bir denge ile karşılaşırız. Güneş Sistemi'ndeki
gezegenleri, sistemden çıkarak dondurucu soğukluktaki
"dış uzay"a savrulmaktan koruyan etki, Güneş'in
"çekim gücü" ile gezegenin "merkez-kaç
kuvveti" arasındaki dengedir. Güneş sahip olduğu
büyük çekim gücü nedeniyle tüm gezegenleri çeker, onlar
da dönmelerinin verdiği merkez-kaç kuvveti sayesinde
bu çekimden kurtulur. Ama eğer gezegenlerin dönüş hızları
biraz daha yavaş olsaydı, o zaman bu gezegenler hızla
Güneş'e doğru çekilir ve sonunda Güneş tarafından büyük
bir patlamayla yutulurlardı. Bunun tersi de mümkündür.
Eğer gezegenler daha hızlı dönseler, bu sefer de Güneş'in
gücü onları tutmaya yetmeyecek ve gezegenler dış uzaya
savrulacaklardı. Oysa çok hassas olan bu denge kusursuz
bir şekilde kurulmuştur ve sistem bu dengeyi koruduğu
için devam etmektedir.
Bu arada söz konusu dengenin her gezegen için ayrı
ayrı kurulmuş olduğuna da dikkat etmek gerekir. Çünkü
gezegenlerin Güneş'e olan uzaklıkları çok farklıdır.
Dahası, kütleleri çok farklıdır. Bu nedenle, hepsi için
ayrı dönüş hızlarının belirlenmesi lazımdır ki, Güneş'e
yapışmaktan ya da Güneş'ten uzaklaşıp uzaya savrulmaktan
kurtulsunlar.
Bunlar Güneş Sistemi'ndeki ihtişamlı dengenin birkaç
delilidir. Dev gezegenleri ve tüm Güneş Sistemi'ni düzene
sokan ve devamlı olmasını sağlayan dengenin tesadüfen
ortaya çıkamayacağı akıl sahibi her insanın kolaylıkla
anlayabileceği bir gerçektir. Bu düzenin ince ince hesaplandığı
çok açıktır. Üstün bir güç sahibi olan Allah evrende
yarattığı kusursuz detaylarla bize her şeyin kendi kontrolü
altında olduğunu göstermektedir.

GERİ
ANA
MENÜYE DÖN İLERİ
|
|
|