| Denizi de sizin emrinize
veren O'dur, ondan taze et yemektesiniz ve giyiminizde
ondan süs-eşyaları çıkarmaktasınız...
(Nahl Suresi, 14)
|
|
| |
 |
| |
|
| |
 |
| |
|
| |
 |
| |
|
| |
 |
| |
|
| |
|
| |
 |
| |
 |
| |
|
| |
|
|
| İman
Hakikatleri.Com
Harun Yahya |
|
| |
| PAPAĞAN BALIĞININ UYKU TULUMU
Papağan balıkları özellikle geceleri kendi ürettikleri
jelatinimsi bir madde ile tüm vücutlarını kaplarlar.
Öncelikle bu jelatinimsi maddenin nasıl üretildiğine
ve kullanıldığına bir bakalım. Papağan balıkları geceleri
kendilerini dış etkenlerden korumak için bu jelatinimsi
maddeyi üretirler. Bu madde balığı geceleri aktif olan
ve ciddi bir tehlike oluşturan düşmanlarından korurken
bir yandan da balığın kamuflaj yöntemiyle gizlenmesini
sağlar.
Bu jelatinimsi kılıf önce solungaç boşluğunun üst kenarında
bulunan salgı bezinden nefes alıp verirken salgılanır.
Bir süre sonra bu kılıf balığın tüm vücudunu sarar.
Bu şeffaf uyku tulumunun en önemli fonksiyonu da balığı
en büyük düşmanlarından olan müren balıklarına karşı
korumaktır. Mürenler olağanüstü hassas bir koku alma
yeteneğine sahiptirler ve avlarını bu yetenekleri sayesinde
bulurlar. Fakat bu koruyucu çanak sayesinde müren, papağan
balığının kokusunu alamadığı gibi, yanından geçerken
avına çarpsa bile onu fark edemez.
Bu durumda şunu düşünmek gerekir: Papağan balıkları
geceleri kullandıkları bu koruyucu kılıfı nasıl elde
etmişlerdir? Düşmanları olan müren balıklarının kuvvetli
koku alma duyusunu aşabilecek, geceyi rahatlıkla geçirmelerini
sağlayacak böylesine önemli bir maddeyi nasıl keşfetmişlerdir?
Kuşkusuz kimyevi bir maddeyi kendi vücudunda üretip
kendisini bu maddeyle kaplamayı bir balığın akletmesini,
planlamasını beklemek mümkün değildir. Üstelik böyle
bir oluşumun zaman içinde kendiliğinden meydana gelmesi
de mümkün değildir. Nasıl ki resimdeki papağan balığı
böyle bir maddeyi üretmeyi kendi bilinciyle planlayıp,
vücudunda böyle bir sistemi kendi iradesiyle oluşturamazsa,
bundan 1000 sene önce, 10.000 sene önce yaşamış bir
papağan balığı da bunu yapamaz.
Balığın vücudunun düşmanına karşı çok uygun bir jelatinle
kaplanmış olması çok ustaca bir kamuflaj yöntemidir.
Böyle bir özelliğin ancak bilinçli bir tasarım sonucunda
oluşabileceği ise çok açıktır. Bu bilinç de, balığa
ya da başka herhangi bir varlığa değil, tüm bunları
var edip düzenleyen Allah'a aittir.
|
|
| |
| YUNUSLARDAKİ TASARIM

Yunuslar için nefes almak insanlarda veya diğer kara
memelilerinde olduğu gibi bir refleks değildir, iradeli
bir harekettir.15 Yani biz nasıl yürümeye karar veriyorsak,
yunuslar da nefes almaya karar verir. Bu, hayvanın suda
uyurken boğularak ölmemesi için alınmış bir tedbirdir.
Yunus uykusu sırasında beyninin sağ ve sol yarım kürelerini
yaklaşık on beş dakika arayla nöbetleşe kullanır. Bir
yarım küre uyurken, diğer yarım küre yüzeye çıkarak
hayvanın nefes almasını kontrol eder.
Yunuslar balıklar gibi su içinde nefes alıp veremezler.
Bu nedenle nefes almak için düzenli olarak su yüzeyine
çıkarlar. Başlarının üstünde hava alıp vermelerini sağlayan
bir delik bulunur. Yunusların vücudu öylesine kusursuz
bir tasarıma sahiptir ki hayvan suya daldığında bu delik
bir kapak tarafından otomatik olarak örtülür ve bu sayede
içeri su kaçması önlenmiş olur. Su yüzeyine çıkıldığında
ise, kapak yine otomatik olarak açılır.
Yunusların ağızlarındaki gagaya benzer çıkıntı ise
sudaki hareketlerini kolaylaştıran bir başka tasarımdır.
Hayvan bu yapı sayesinde suyu daha iyi yarmakta ve daha
az enerji harcayarak, daha hızlı yüzebilmektedir. Modern
gemilerin burunlarında da yunusların ağzına benzer bir
çıkıntı vardır. Bu hidrodinamik tasarım, gemilerin hızını
da aynen yunuslarınki gibi artırmaktadır.
Yunuslar ayrıca bilimadamlarını şaşkınlığa düşürecek
kadar büyük hızlarla yol alabilirler. Yunus balıklarının
bedenlerinin çevresinde kusursuz bir su akışı vardır.
Bu akışın nedeni yunus balığının derisi üzerinde yapılan
araştırmalar sonucunda bulunmuştur. Yunus balığının
derisi üç katmandan oluşur. Dıştaki katman incedir ve
çok esnektir; içteki katman kalındır, katmana plastik
kıllı bir fırça görünümü veren ve yine esnek olan çubuklardan
oluşur. Katmanların üçüncüsü olan ortadaki katman ise,
süngerimsi bir maddeden yapılmıştır. Böylece, son hızla
yüzen yunus balığına değen sudan bir girdap oluşmaya
başladığı zaman, dış deri, bu girdabın neden olduğu
aşırı basıncı iç katmanlara iletir ve iç katmanlar bu
aşırı basıncı söndürürler. Oluşan girdap, böylece büyümeye
zaman bulamadan kaybolmuş olur.16
Hayvanlar içinde sadece yunusların sahip olduğu özel
olan bu yapıların tümü bilinçli bir tasarımın açık delillerindendir.
Allah her canlı gibi yunusları da içinde bulundukları
şartlara en uygun vücut yapılarıyla birlikte yaratmıştır
|
|
| |
IŞIK
ÜRETEN DENİZALTI CANLILARI
Denizaltı canlılarından birçoğu da ateş böcekleri gibi
ışık üretebilecekleri sistemlere sahiptir. Genellikle
bunu düşmanlarını şaşırtmak ya da korkutmak için kullanırlar.
Bunlardan Comb Jelly isimli canlı, tıpkı deniz anaları
ve deniz anemonları gibi hassas canlılardandır. Genellikle
mikroskobik bitkiler ve küçük deniz hayvanları ile beslenirler.
Bazıları avlarını tıpkı balık oltası gibi suda hareket
eden yapışkan dokunaçları ile yakalar. Bir başka türün
ise çok geniş bir biçimde açılabilen ve diğer Comb Jellyler
de dahil olmak üzere pek çok canlıyı yutabilen ağızları
vardır. Comb Jelly'nin vücudunda sıra halinde ince tüyler
bulunur ve hayvan bu tüylerini suda kendini ileri doğru
itebilmek için kullanır. Bundan başka hemen hemen bütün
Comb Jellyler'in sırtında tıpkı dikiş yerine benzeyen
şeritler halinde ışık üretebilen hücreler bulunmaktadır.
Türlerin de kendi içlerinde ilginç özellikleri vardır.
Örneğin kırmızı Comb Jelly dokunulduğunda parlar. Aynı
zamanda suya parıldayan, ışıklı taneler bırakabilir.
Bu, düşmanlardan kurtulmak için kullanılan bir şaşırtma
yöntemidir.
Denizyıldızları, denizkestaneleri, tüylü yıldızlar
gibi canlılar "dikenli hayvanlar" olarak adlandırılır.
Bu hayvanların birçoğunun derisi savunma amacıyla kullandıkları
keskin dikenlerle kaplıdır. Deniz kıyılarında, mercan
kayalıklarında ve deniz yataklarında yaşarlar. Bu canlılar
da düşmanlarından korunmak için kendi ışıklarını üretirler.
Parlak kollara ya da omurgalara sahip olan bu canlılar
kendilerine saldırı olduğunda suda ışık bulutları oluşturabilir.
Korunmak
için ışık üreten canlılara başka bir örnek olarak da
bir denizyıldızı türünü verebiliriz. Bu denizyıldızı
deniz yüzeyinin yaklaşık 1000 m. dibinde yaşamaktadır.
Kollarının ucundan parlak yeşil-mavi ışıklar saçar.
Işıklı uyarısı düşmanlarına kötü bir tadı olduğunu bildirmek
içindir. Yine başka bir denizyıldızı türü ise kendisine
saldırıldığında parlamaya başlar ve düşmanı uzaklaştırmak
için kollarından birini düşmana doğru fırlatır. Bu,
denizyıldızının kullandığı önemli bir savunma taktiğidir.
Kopan kolun beyaz ışık saçmaya devam etmesi düşmanın
dikkatini kola yöneltir. Denizyıldızı da bu sırada kaçar.
Canlılardaki ışık üretme mekanizmaları da, görüldüğü
gibi, Allah'ın yaratışındaki muhteşemliğin örneklerindendir.
Allah hiçbir örnek edinmeksizin yaratandır.
|
|
| |
DENİZATLARININ
İLGİNÇ ÖZELLİKLERİ
Denizatları dış görünümleri ve son derece özel bir
tasarıma sahip olan genel yapıları ile dikkat çekici
canlılardır. Boyları 4 ile 30 cm arasında değişen denizatları
genellikle kıyı şeridinde yosunların ve diğer bitkilerin
arasında yaşarlar. Sahip oldukları koruyucu kemiksi
bir zırh bu hayvanları tehlikelerden korur. Zırh o kadar
sağlamdır ki, kurumuş ölü bir denizatını elinizle kırmanız
neredeyse imkansızdır.
Denizatının başı, vücuduna dik açı ile yerleştirilmiştir.
Başka hiçbir balıkta bu özelliğin bir eşine rastlamak
mümkün değildir. Denizatları vücutları dik olarak yüzer,
başlarını yukarı ve aşağı hareket ettirebilirler. Ancak
başlarını iki yanlarına doğru hareket ettiremezler.
Bu özellik diğer canlılarda olsa görme açısından problem
oluşturabilirdi. Ancak denizatlarının sahip oldukları
özel vücut tasarımı sayesinde böyle bir problem hiç
yaşanmaz. Denizatlarının gözleri birbirinden bağımsız,
her yöne serbestçe hareket edebilecek ve dönerek her
tarafı rahatlıkla seyredebilecek şekilde yaratılmıştır.
Bu yüzden kafalarını iki yana çeviremeseler de etraflarını
rahatlıkla görebilirler.
Denizatlarının yüzmeleri de çok özel bir sistem sayesinde
gerçekleşir. Yüzme keselerinde bulunan bir tür gazın
miktarında gereken değişiklikleri yaparak suda rahatlıkla
yükselip alçalırlar. Denizatı, eğer bu kesesi zarar
görürse ve az miktar da olsa gaz kaybederse denizin
dibine batar. Bu durum ise denizatı için ölüm demektir.
Burada hemen dikkat çekilmesi gereken önemli bir nokta
vardır. Yüzme kesesindeki gazın miktarı çok hassas ayarlanmıştır.
İşte bu yüzden herhangi bir değişiklik hayvanın ölümüne
neden olmaktadır. Bu hassas ayarın bize gösterdiği gerçek
ise çok önemlidir. Bir denizatı ancak bu hassas ayarla
yaşayabilir. Yani bir denizatı ancak bu özelliğiyle
birlikte tek bir anda ortaya çıktığı için varlığını
sürdürmektedir. Bu durum denizatının zaman içinde bu
özellikleri kazanmasının mümkün olmadığını, yani evrimcilerin
iddia ettiği gibi evrimin bir ürünü olmadığını gösterir.
Evrendeki her varlık gibi onlar da bütün özellikleriyle
birlikte Allah tarafından yaratılmışlardır.
Bu canlıların en şaşırtıcı yönü ise erkek denizatının
doğum yapmasıdır. Erkek denizatı karnının alt kısmında,
zırh tabakasının olmadığı bölgede, geniş bir keseye
ve bunun üzerinde de yarığa benzer bir açıklığa sahiptir.
Dişi, yumurtalarını doğrudan bu keseye yerleştirir.
Erkek ise burada biriken yumurtaları döller. Yumurtaların
bırakıldığı kesenin iç kısmındaki deri bir süre sonra
sünger gibi olur ve yumurtaların beslenmelerinde önemli
bir rol oynayan kan damarlarıyla dolar. 1 ya da 2 ay
sonra denizatının kopyaları olan yavrular keseden çıkar.
Denizaltındaki çok sayıdaki canlı türünden yalnızca
bir tanesi olan denizatları pek çok yönden benzersiz
özelliklere sahiptirler. Denizatlarındaki tasarım Allah'ın
sınırsız gücünün, sonsuz ilminin örneklerindendir:
Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır.
O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca "OL"
der, o da hemen oluverir. (Bakara Suresi, 117)
|
|
| |
SUALTINDAKİ
BARINAKLAR: MERCANLAR
Mercanlar
tropikal suların sığ bölgelerinde yaşayan canlılardır.
Ölü mercanların kireçtaşına dönüşen iskeletlerinin zaman
içinde birikmesiyle de pek çok canlının birarada yaşadığı
mercan resifleri oluşur. Resifler oldukça geniş alanlara
yayılabilmektedir. Bilimadamları mercan resiflerini
içlerinde barındırdıkları canlı çeşitliliği açısından
yağmur ormanlarıyla kıyaslamaktadır. Çünkü mercan resiflerinde
2000'den fazla balık, 5000 çeşit yumuşakça, 700 çeşit
mercan ve sayısız yengeç türü, denizkestanesi, denizyıldızı,
deniz salyangozu çeşitleri vardır.
Polipler de mercan resiflerinde yaşayan bir hayvan
türüdür ve dokularının iç yüzeyindeki hücrelerde yaşayan
alglerle ortak bir yaşam sürerler. Alglerin klorofil
hücreleri vardır, bu sayede fotosentez yapabilirler.
Algler oksijen açısından zengin, fakat besin açısından
fakirdirler. Diğer bitkiler gibi algler de nitrata ve
fosfata ihtiyaç duyarlar. İşte bu noktada iki canlı
arasındaki ortak yaşamın önemi ortaya çıkar. Tek başına
olsa yaşayamayacak olan bu canlılar birliktelikleri
sayesinde eksikliklerini gidererek yaşamlarını sürdürmektedirler.
Polip dokularında yaşayan algler, yaşamaları için gerekli
olan nitrojen gibi maddeleri poliplerden elde etmiş
olurlar. Aynı zamanda da güvenli bir barınağa sığınarak,
düşmanlarından da korunurlar. Buna karşılık, polipler
de alglerin fotosentez yaparak ürettikleri besinin bir
bölümünü alırlar. Bu şekilde polipler, kireç taşından
meydana gelen iskeletlerini inşa etmek için ihtiyaçları
olan gerekli enerjiyi elde etmiş olurlar.
Diğer ortak yaşayan bütün canlılarda olduğu gibi, poliplerle
algler arasındaki ortak yaşamda da her iki canlının
bütün ihtiyaçları en rahat şekilde karşılanmaktadır.
Bu canlıları biraraya getiren, her ikisinin de ihtiyaçlarından
haberdar olan tek bir Yaratıcı'nın olduğu açıktır. Bu
canlılar birbirlerini tamamlayacak, birbirlerinin ihtiyaçlarını
karşılayacak şekilde Allah tarafından yaratılmışlardır.
Allah deniz altında yarattığı çeşit çeşit canlı ve
bu canlılardaki örneksiz tasarımlar, hayret uyandıran
özellikler ile bize sonsuz sanatını ve sınırsız ilmini
tanıtmaktadır.
Yerde sizin için üretip-türettiği çeşitli renklerdekileri
de (faydanıza verdi). Şüphesiz bunda, öğüt alıp düşünen
bir topluluk için ayetler vardır. Denizi de sizin emrinize
veren O'dur, ondan taze et yemektesiniz ve giyiminizde
ondan süs-eşyaları çıkarmaktasınız. Gemilerin onda (suları)
yara yara akıp gittiğini görüyorsun. (Bütün bunlar)
O'nun fazlından aramanız ve şükretmeniz içindir. (Nahl
Suresi, 13-14)
|
|
| |
DENİZİN GÖZ KAMAŞTIRICI MÜCEVHERLERİ: İNCİLER
İnsan dünya üzerinde her nereye gözünü çevirip bakacak
olsa ihtişamlı bir yaratılış, kusursuz bir tasarım ve
hayret verici özelliklerle karşılaşır. Bu kitap boyunca
verdiğimiz örnekler bu ihtişamın yalnızca birkaç küçük
detayıdır. Allah insanlar için yeryüzünde görünümü son
derece güzel olan pekçok bitki ve hayvan türü yaratmıştır.
Doğadaki her detayı insanın zevk duyacağı, lezzet alacağı
şekilde var etmiştir. Tüm bunlarla birlikte yeryüzünde
pek çok süs eşyası da Allah tarafından yaratılarak insanların
hizmetine sunulmuştur. Bu süs eşyalarından biri olan
inciler ihtişamlı güzelliklerinin yanısıra, her yönden
ilginç özelliklere de sahiptirler.
İncilerin oluşum aşamaları hayranlık uyandırıcıdır.
İncileri genellikle inci midyesi denilen ve pek çok
türü bulunan istiridyeler üretirler. Bu istiridyelerin
kabuklarının dirençleri oldukça yüksektir. Açılması
son derece zor olan dış kabuklarının kalsiyum karbonat
esaslı olan bileşimleri birçok düşman için de caydırıcıdır.
Kalsiyum karbonat maddesi aynı zamanda istiridyenin
inciyi oluşturmasında da önemli rol oynamaktadır.
İstiridyeler içlerine kum, çakıl veya zarar verecek
parazit organizmalar girdiğinde bundan rahatsız olurlar.
Bu gibi durumlarda bir korunma yöntemi olarak bu davetsiz
misafiri izole ederler ve üzerini sedefle kaplamaya
başlarlar. İşte bu kaplama işlemi incinin oluşumundaki
ilk aşamadır. İstiridyenin içine giren yabancı cisimler
incilerin oluşması için bir çekirdek görevi görürler.
Yıllar boyunca bu çekirdek maddenin üstü ince kalsiyum
karbonat katmanlarının üst üste gelmesiyle kaplanacaktır.
Peki istiridyenin içinde sedef maddesi nasıl oluşmaktadır?
İstiridyenin iç derisindeki katmanlarda sedefi oluşturan
iki ana madde bulunur. Bir katmanda inciyi meydana getiren
ve "aragonite" adı verilen, kalsiyum karbonat
içerikli bir mineral, diğerinde ise incideki bu aragonite
maddesini bir arada tutacak olan uhu benzeri "conchiolin"
maddesi bulunur. Aragonite yarı şeffaf bir madde olduğu
için inciye parlaklık kazandıracaktır. Bu iki maddenin
istiridye (aslında beyni bile olmayan bir et parçası)
tarafından üretiliyor olması, sonra bunların biraraya
gelip bir toz tanesini kaplayarak inci gibi bir güzelliği
oluşturması elbette ki düşündürücüdür. İstiridyenin
korunma amaçlı ürettiği inci, insanlar için estetik
bir süs olarak yaratılmaktadır.
Allah Rahman Suresi'ndeki "İkisinden
de inci ve mercan çıkar." (Rahman Suresi, 22)
ayetiyle incilere dikkat çekmiştir. Ayrıca Kuran'da,
dünyada insanlara bir güzellik olarak sunulan incilerden
cennet süslerinden biri olarak da bahsedilmektedir.
GERİ
ANA
MENÜYE DÖN |
|
|