|
Balarıları...
| |
Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda,
ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine
evler edin. Sonra meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin
sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uçuver. Onların karınlarından
türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için
bir şifa vardır...
(Nahl Suresi, 68-69)
|
Allah Kuran'ın pek çok ayetinde yeryüzündeki ve gökyüzündeki
kusursuz dengeye dikkat çeker ve bu konular üzerinde düşünülmesini
ister. Çünkü düşünen insan Allah'ın ayetlerini görür ve Rabbini
daha iyi tanır.
Kuran'da bazı canlılara özellikle dikkat çekilmiştir. Bunlardan
bir tanesi de arılardır. Arılar herkesin varlığından haberdar
olduğu küçük canlılardır. Şimdi bu canlılar hakkında birkaç
basit soru soralım. Arılar ne yaparlar? Bu, herkesin cevabını
bildiği bir sorudur; arılar bal yaparlar, petek yaparlar.
Tekrar soru soralım: Peki arılar niçin bal yaparlar?
Bazı insanlar bu sorunun cevabının öneminin farkında bile değildir. Kimi bu konu üzerinde düşünmemiştir bile. Kimileri de arının Darwin'in tarif ettiği gibi bir evrim süreci sonunda var olduğunu savunur. Söz konusu evrimci çevrelere göre arılar diğer bütün canlılar gibi bir tesadüfler zinciri sonucunda ortaya çıkmışlardır. "İçgüdü" denilen bir dürtü de yine rastlantılar sonucunda arılara bal yapmayı öğretmiştir.
Ancak sorunun asıl doğru cevabı, insan için çok önemli olan bir konuyu içerir. Arı, birçok mükemmel özelliğiyle birlikte Allah tarafından yaratılmıştır ve O'nun ilhamıyla insanlar için bal üretmektedir.
Şimdi Allah'ın Kuran'da bahsettiği bu yaratılış delilini birlikte inceleyelim.
Arılar toplu yaşayan canlılardır ve bir kovanda yaşamın devamlılığını sağlamak için hep birlikte çalışırlar. 60-70 bin arının yaşadığı bir kovanda düzen nasıl sağlanır? Nasıl olur da hiç karışıklık çıkmaz? Bu düzeni arıların kendilerinin oluşturması mümkün müdür? Bütün bu soruların cevapları insanlarla arılar karşılaştırılarak verilecek olursa kovanda sağlanmış olan kusursuz düzendeki olağanüstülük daha iyi anlaşılacaktır.
Birlikte iş yapmak üzere biraraya gelmiş insan topluluklarında en zor aşama, çalışma planının ve görev organizasyonunun yapılmasıdır. Eğer bulunulan yer bir fabrikaysa, işçilerin başında usta başları, usta başlarının başında mühendisler, mühendislerin başlarında idari kadro, idari kadronun üzerinde genel müdür bulunur. Fabrikanın verimli çalışması için oldukça büyük emek ve para harcanır. Kısa ve uzun dönem planları yapılır, istatistikler çıkarılır. Üretim sırasında daha önceden hazırlanmış üretim planları kullanılır ve her aşamada kalite kontrolü yapılır. Ustabaşlarının, mühendislerin, idari kadro ve üst düzey yöneticilerin herbiri görevlerine gelmeden önce yıllarca süren akademik veya pratik eğitimden geçmişlerdir.
Ancak bütün bu verilen örnekler ve benzeri organizasyonların tam olarak kurulması ve eksiksiz işlemesi sonucunda, birkaç yüz insanın uyum içinde çalışması sağlanır.
Birkaç yüz akıl ve irade sahibi insanı birarada çalıştırmak için böylesine detaylı bir organizasyon gerekirken, on binlerce arı hiçbir insan topluluğunun başaramayacağı mükemmellikte bir organizasyon içinde çalışmaktadırlar. Peki ama nasıl? Bu sorunun cevabını da yine insanlarla arıları karşılaştırarak verelim.
Arılar insanlar gibi eğitimden geçmezler. Her biri görevini doğar doğmaz yerine getirmeye başlar. Fabrikadaki her eleman kendi çıkarları için çalışır. Oysa arıların yaptıkları işten kişisel bir çıkarları yoktur.
Fabrikada işçisinden, idari personeline kadar her çalışanın bir çalışma saati, tatil hakkı varken, arılar ömürleri boyunca hiç durmadan insanlar için çalışır dururlar.
Peki bu kadar kusursuz bir düzeni sağlayan nedir? Tesadüfler 60-70 bin arıyı biraraya getirip de düzene sokabilir mi? Tesadüfler on binlerce arının her birine kendi yapacağı işi öğretip karışıklık çıkmamasını sağlayacak bir sistemi oluşturabilir mi?
Tabii ki hayır. Tesadüfler kesinlikle bir düzen oluşturamazlar. Tesadüfler sadece karmaşa ortaya çıkarırlar. Tüm evrende var olan düzen gibi, arıların hayatlarındaki düzen de tesadüflerin eseri olamaz.
Bir kovanda uyum içinde yaşayan on binlerce
arının hepsini aynı makinanın dişlileriymiş gibi uyum içinde,
hiç durmaksızın çalıştıran Allah'tır. Arılar da yeryüzündeki
tüm canlılar gibi Allah'ın ilhamıyla hareket ederler. Bu gerçek
Nahl Suresi'nde şöyle bildirilmektedir:
Rabbin bal arısına vahyetti:
Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine
evler edin. Sonra meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin
sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uçuver. Onların karınlarından
türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için bir şifa
vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda
bir ayet vardır. (Nahl Suresi, 68-69)
Kovandaki Düzen
Bir kovanda işçi arılar, kraliçe arı ve erkek
arılar bulunur. İşçi arılar kovandaki bütün işleri üstlenmişlerdir
ve büyüdükleri hücreden çıktıkları andan itibaren gelişimleri
ile orantılı olarak kovan içindeki görevleri de değişir. İşçi
arılar yaşamları boyunca kovan içindeki her türlü işle ilgilenmiş
olurlar. İlk üç günleri kovan temizleyicisi olarak geçer.
1. Kovanda Temizlik: Kovan temizliği
arıların ve larvaların sağlığı açısından çok önemlidir. Arılar
kovanda gereksiz gördükleri herşeyi dışarı taşırlar, taşıyamayacakları
kadar büyük olan ve kovana dışarıdan giren böcekleri de öldürürler
ve bir maddeyle kaplayarak bir nevi mumyalama işlemi yaparlar.
Dikkat edilirse burada çok ilginç ayrıntılar vardır. Öncelikle
arılar ölen bir canlının hem bozulacağını bilmekte hem de
kendilerine zarar vermesini engellemek için mumyalanması gerektiğini
bilmektedirler. Ayrıca arılar bu işlemde çok özel bir madde
olan "propolis"i kullanırlar. Propolisin özelliği, içinde
bakteri barınamamasıdır. Yani mumyalama işi için ideal bir
maddedir. Acaba arılar bu maddenin mumyalama için ideal bir
madde olduğunu nereden bilirler ve bunu nasıl üretirler?
Arıların bu konuda bir bilgilerinin bulunmadığı
açıktır. Kendi kendilerine ne ölen canlıların bedenlerinin
bozulacağını bilmelerine, ne propolis gibi bir maddeden haberdar
olmalarına, ne de mumyalama gibi bir işlemi akletmelerine
imkan yoktur. Akıl ve bilgi gerektiren bütün bu işlemleri
tesadüfen de bulmuş olamazlar. Bu bilgiler arılara yaratıcıları
olan Allah tarafından ilham edilmektedir.
2. Bakıcı arılar: Arılar 3. günden
sonraki bir hafta boyunca ise adeta dadılık yaparlar. Vücutlarındaki
bazı salgı bezlerinin harekete geçmesi üzerine, aniden larvaların
bakımı işine yönelirler. Larvaların bütün bakımıyla 3 ila
10 günlük arılar ilgilenirler. Larvaların kimini arı sütüyle,
kimini de bal-çiçek tozu karışımıyla beslerler.
3. Petek mimarları: 10. gününden itibaren
işçilerin karnındaki balmumu bezleri gelişmeye başlar ve balmumu
yapacak hale gelirler. İşçi arılar artık balmumuyla petek
inşa eden inşaat işçileridirler.
4. Gardiyan Arılar: Arılar 10 gün
boyunca petek üretimine devam ederler. Ama doğumlarının 20.
gününde yine görev değiştirirler. Bu kez kovan girişinde gardiyanlık
yaparlar. Arıların vücudunda yine bir değişim olur ve iğne
bezleri zehir üretmeye başlar ve gardiyan olan arılar kovan
kapısında nöbet tutarak davetsiz misafirlerin içeri girmesini
engellerler.
Dış görünüş olarak arılar birbirlerine çok
benzerler. Bu benzerliğe rağmen kovana giren herhangi bir
yabancı arı hemen tanınır ve anında kovandan dışarı atılır
ya da öldürülür. Bu noktada akla hemen bir soru gelir; arılar
birbirlerini nasıl tanırlar?
Her kovanda kraliçenin salgıladığı kimyasal
bir madde vardır ve bu madde kovandaki bütün arılar tarafından
bilinir. Ayrıca kovandaki bütün arılar da bu maddeyi kraliçeden
alırlar yani kraliçe ile aynı kokuya sahip olurlar. İşte bu
madde sayesinde aynı kolonideki bütün bireyler birbirlerini
kolaylıkla tanırlar.
5. Polen toplayıcısı arılar: Arılar
toplam altı haftalık hayatlarının kalan bölümünde çiçekleri
araştıran birer balözü toplayıcısı olurlar.
İşçi arılar kovandaki bütün bu işleri yaparken
kraliçe arıya düşen görev sadece üremektir. Kraliçe arı bütün
ömrü boyunca hiç durmadan yumurtlar, ve bütün ihtiyaçları
işçi arılar tarafından karşılanır.
Arıların yaşamındaki bu ilginç süreç, karşımıza
pek çok soru çıkarmaktadır. Dünyaya gözlerini yeni açan bir
canlı, arı gibi hiçbir aklı, zekası olmayan bir böcek, nasıl
olmaktadır da yapması gereken işleri harfiyyen bilmektedir?
Nasıl olmaktadır da bu hayvanın vücudu, önce temizlik yapmaya
ayarlı iken, bir anda bazı salgı bezlerinin harekete geçmesiyle
larvalara bakmaya uygun hale gelmektedir. 4-5 gün öncesinde
kendisi bir larva olan arı, bunları nasıl akletmektedir? Yine
birdenbire vücudu değişerek balmumu salgılamaya uygun hale
gelmekte ve birdenbire bir inşaat işçisine ve daha sonra yine
değişerek bir gardiyana dönüşmektedir.
Görüldüğü gibi kovan içinde kusursuz bir
düzen vardır ve bu düzen sayesinde 60-70 bin arı hiçbir karışıklık
çıkmadan yaşamlarını sürdürürler. Bu kusursuz düzeni kuran
ve devamlılığını sağlayan hiç kuşkusuz ki arıların aklı, tecrübesi
ya da kusursuz organizasyon yetenekleri değildir. Arılar da
yeryüzündeki diğer bütün canlılar gibi üstün bir ilmin sahibi
olan Allah'a boyun eğmişlerdir ve O'nun ilhamıyla hareket
etmektedirler.
GERİ ANA
MENÜYE DÖN İLERİ
|