| Kuşların İlgi Çekici Yuvaları...
| |
Göklerde ve yerde bulunanlar O'nundur;
hepsi O'na 'gönülden boyun eğmiş' bulunuyorlar. Yaratmayı
başlatan, sonra onu iade edecek olan O'dur; bu O'na
göre pek kolaydır. Göklerde ve yerde en yüce misal O'nundur.
O, güçlü ve üstün olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.
(Rum Suresi, 26-27)
|
Kuşlar, yuva yapma konusunda en usta canlılar olarak bilinirler.
Her kuş türünün kendine özgü yuva teknikleri vardır ve hiç
şaşırmadan bu kusursuz yapıları inşa ederler.
Kuşların yuva inşa etmelerinin en önemli nedeni yumurtalarının
ve daha sonra bu yumurtadan çıkan yavrularının son derece
savunmasız olmalarıdır. Bundan başka bazı kuşlar da üreme
dönemlerinde dişilerine gösteri yapmak için çeşitli yuvalar
kurarlar ve bu yuvaları cazip hale getirmek için süslerler.
Yavrular için yapılan kuş yuvalarının en önemli amaçlarından
biri, yavruları soğuktan korumaktır. Yavrular tüysüz doğarlar
ve aynı zamanda pek hareket edemedikleri için kaslarını hiç
çalıştıramazlar. Bu nedenle yavruların donmamaları için soğuktan
izole edilmiş yuvalara ihtiyaçları vardır. Özellikle "örgü
yuvalar", yapıları itibariyle bu sıcaklığı yavrulara sağlayabilirler.
Bu yuvaların yapımı ise oldukça detaylı ve zordur. Dişi kuş
yuvayı çok uzun bir sürede büyük bir itinayla örerek oluşturur.
Aynı zamanda, yuvanın içini tüy, lif ve kıllarla doldurur,
böylece yuvanın izolasyonunu artırmış olur.
Her türden yuva için malzeme temini son derece önemlidir.
Kuşlar gün boyunca yapacakları inşaat için gerekli malzemeyi
toplarlar. Kuşların gagaları ve ayakları çeşitli malzemeleri
taşımak ve kullanmak için özel tasarlanmıştır. Yuvanın kuruluşu
dişiye aittir ama yuvanın kurulacağı bölgeyi erkek seçer.
Kuşlar bu mimari şaheserleri çamur, yaprak, sarmaşık, tüy
ve kağıt gibi maddelerden yararlanarak yaparlar. Kuş yuvalarının
özellikleri, kullandıkları malzemelere ve uyguladıkları tekniklere
bağlıdır. Yuvalar, kullanılacak olan malzemenin elastikiyeti,
dayanıklılığı ve sertliği göz önünde bulundurularak yapılır.
Malzeme, sıkıştırmaya ya da gerilmeye elverişli olmalıdır.
Ayrıca değişik türden malzemelerin birlikte kullanılması,
yapının sahip olduğu koruyucu özellikleri artırır. Sözgelimi
çamurla bitki liflerini karıştırmak yuvadaki çatlakların yayılmasını
önler.
Kuşlar topladıkları malzemelerle önce inşaatın harcını oluştururlar.
Bu şekilde yuva yapan kuşlardan biri uçurum kırlangıçlarıdır.
Uçurum kırlangıçları yuvalarını uçurum kenarlarına, bina veya
avlu duvarlarına çimento ile yapıştırırlar. Bu çimentoyu elde
ediş yöntemleri ise oldukça pratiktir. Gagalarıyla çamur veya
kil parçaları toplarlar ve bu malzemeleri inşaat alanına taşırlar.
Çamuru yapışkanımsı salyalarıyla karıştırıp, uçurumun yüzeyine
sürerler ve üstünde yuvarlak bir açıklık bırakarak düzgün
bir çömlek şeklinde biçim verirler. Çömleğin içini çim, yosun
ve tüyle doldururlar. Bu yuvaları çoğunlukla sarkan bir kaya
çıkıntısının altına inşa ederler ki, yağmur yağdığında çamuru
yumuşatmasın ve yuvayı yıkmasın.
Bazı Güney Afrika kuşları (Anthoscopus) ise, iki bölüme ayrılmış
olan özel yuvalar kurarlar. Bu yuvalarda kuluçka odasının
asıl girişi gizlenmiştir. Yuvanın diğer girişi ise ortada
bir yerdedir. Bu ayrıntı, avcı hayvanlar için hazırlanmış
olan bir aldatmacadır.
Başta belirttiğimiz gibi kuşlar yuvalarını sadece yavrularına
bakmak için kullanmazlar. Kimi zaman da dişilerine gösteri
yapmak için yuva yaparlar. Bu kuşların içinde en ilginç olanlarından
biri Yeni Gine'de yaşayan çardak kuşlarıdır. Çardak kuşları
dişilerine yaptıkları gösterilerinde tüylerini kabartmak yerine
buldukları "değerli şeyleri" sergilerler ve küçük çardaklar
kurarlar.
Bazı erkek çardak kuşları öncelikle kendilerine genç bir
fidanı çadır direği gibi kullanıp, çevresine ince dalları
dizerek bir nevi çardak oluştururlar. Diğer bir tür, önünde
iki girişi ve bir de çatısı olan bir mağaracık yapar; içine
çiçek, mantar, kısacası ne bulduysa toplar ve düzenli bir
şekilde sıralar. Daha sonra topladığı malzemelerle bu yuvayı
süsler. Her çardak kuşu türünün seçtiği belli bir renk vardır.
Ama genellikle parlak mavi renkli cisimleri tercih ederler.
Belli bir renkte olması şartıyla sopa, taş, çiçek, tohum ve
o renkte olan herhangi birşeyi süs eşyası olarak kullanırlar.
Terzi Kuşlarının Diktikleri Yuvaları
Hindistan'da yaşayan terzi kuşları gagalarını bir dikiş iğnesi
gibi kullanırlar. İplikleri ise, örümcek ağından elde ettikleri
ipek, tohumlardan oluşturdukları pamuk veya ağaç kabuklarından
kopardıkları liflerdir. Yuvalarını yaparken öncelikle bir
ağaçta gelişmekte olan yaprakları seçerler ve kenarları üstüste
gelecek şekilde bu yaprakları çekerek şekle sokarlar. Terzi
kuşu bunun ardından sivri gagasıyla her bir yaprağın kenarına
bir delik açar. Topladığı örümcek ağı veya bitki liflerini
bir terzinin iğne-iplik kullanması gibi gagasıyla deliklerden
geçirir ve düşmelerini engellemek için her ilmiği düğümler.
Aynı işlemi diğer uçta da yaparak iki yaprağı birbirine "dikmiş"
olur. Bir çift yaprağı ya da tek bir yaprağı kendi etrafında
döndürmek için yarım düzine kadar düğüme ihtiyaç vardır. Daha
sonra kuş bu keseyi çimlerle doldurup döşer. Ayrıca bu yapraklarla
kaplı kesenin içinde, dişisinin yumurtalarını koyacağı gizli
bir yuva daha dokur.
Dokumacı Kuşlar
Dokumacı kuşların yuvaları, bugün kuşbilimciler ve diğer
doğabilimciler tarafından, kuşların yaptığı en ilginç yapılar
olarak gösterilmektedir. Bu kuşlar, doğada buldukları bitki
liflerini ve ip olarak kullanabilecekleri her türlü uzun bitki
sapını "dokuma" şeklinde örerek kendilerine çok sağlam yuvalar
inşa ederler.
Dokumacı kuş ilk iş olarak kullanacağı malzemeyi toplar.
Yeşil ve taze yapraklardan kendine ince uzun şeritler keser
veya yaprakların orta damarlarını alır. Özellikle taze yaprakları
seçmesinin ise bir nedeni vardır: Kuru yapraklardan alacağı
malzemeyi kontrol edebilmesi ve bunları dokumada kullanması
çok zordur, ancak taze yaprak lifleri ile bu işlemler çok
kolay gerçekleşir. Kuş öncelikle çatallı bir dala, bir yapraktan
kopardığı uzun bir lifin ucunu sararak işe başlar. Bir ayağı
ile lifin ucunu dalın üzerinde tutarken, diğer ucunu gagasıyla
idare eder. Liflerin düşmelerini engellemek için onları düğüm
atarak birbirlerine bağlar. İlk olarak bir çember oluşturur;
bu yuvasının girişidir. Daha sonra ise gagasını mekik gibi
kullanarak yaprak liflerini diğer liflerin üzerinden ve altından
sırayla geçirir. Dokuma işlemi sırasında her lifin ne kadar
çekilmesi gerektiğini de hesaplayabilmelidir. Çünkü eğer dokuması
gevşek olursa yuva hemen çöker. Ayrıca yuvanın son halini
zihninde canlandırabilmelidir ki, duvarların ne zaman kavisleneceğine
veya dışarı doğru çıkıntı verileceğine karar versin.
Girişi dokuduktan sonra yuvanın duvarlarını dokumaya başlar.
Bunun için başaşağı durur ve içeriden çalışmaya devam eder.
Gagasıyla bir lifi diğerinin altına sokar ve sonra hassas
bir şekilde dışarıda kalan ucunu tutar ve sıkıca çeker. Böylece
son derece muntazam bir dokuma oluşturur.
Görüldüğü gibi dokumacı kuş yuvasını yaparken hep birkaç
aşama sonrasını hesaplayarak hareket etmektedir. Yuvası için
en uygun malzemeyi toplar, yuvayı dokumaya rastgele bir yerden
başlamaz. Önce girişi oluşturur ve oradan duvarlara devam
eder. Nerede kavis vereceğini, nereyi genişleteceğini çok
iyi bilir. Üstelik bunları yaparken son derece ustaca, akılcı
ve yetenekli tavırlar sergiler, davranışlarında hiçbir acemilik
belirtisi görülmez. Aynı anda iki işi yapabilecek kadar (bir
yandan ayağı ile yaprak lifini düşmemesi için tutup diğer
yandan lifin diğer ucunu gagasıyla idare eder) yeteneklidir.
Hiçbir hareketi rastgele değil, oldukça şuurlu ve amaca yöneliktir.
Dokumacı kuşların başka bir türü ise, yağmurun etkisini göz
önünde bulundurarak "tavanı akmayan" çok sağlam bir yuva inşa
eder. Bu kuş, çevreden topladığı bitki liflerini, ağzında
bulunan bir salgıyla karıştırarak özel bir harç imal eder.
Bu salgı bitki liflerine esneklik ve su geçirmeme özelliği
kazandırır ve böylece yuva için mükemmel bir sıva malzemesi
oluşur. Yuva tamamlanana kadar geçen süre içerisinde bu işlemleri
defalarca tekrar eden dokumacı kuşların gösterdikleri bu becerileri,
tesadüfen, bilinçsizce kazandıklarını iddia etmek hiç kuşkusuz
ki imkansızdır. Bu kuşlar evlerinin yapımında -hiç zorlanmadan-
aynı anda bir mimar, bir inşaat mühendisi ve bir şantiye ustası
gibi çalışırlar.
Şimdiye kadar anlatılan örneklerde de görüldüğü gibi her
kuş türünün kendine özgü bir yuva inşa etme tekniği vardır.
Ve bu tekniklerin her biri bilinci, aklı ve düşünme yeteneği
olmayan bir hayvandan beklenemeyecek kadar karmaşıktır; her
biri bir tasarım ve plan gerektirir.
Bir düşünelim: Karşımızda akıl, bilinç, plan ve tasarım ürünü
eserler üreten canlılar bulunmaktadır. Ancak bu canlıların
bu gibi özelliklere sahip olmaları imkansızdır. Öyle ise bu
canlılar bu davranışları nasıl gösterirler?
Kuşların ve tüm diğer canlıların davranışlarında görülen
aklın, bilginin ve yeteneğin kaynağının tek açıklaması vardır:
Bunların tümü bu hayvanlara Allah tarafından ilham edilen
özelliklerdir. Allah, bu canlıları yaratmış, onlara korunma,
avlanma, beslenme, üreme yöntemlerini ayrı ayrı ilham etmiştir.
Onlara yuvalarını inşa ettiren, kusursuz planlar yaptıran,
onları koruyan ve barındıran sonsuz merhamet ve şefkat sahibi
olan Allah'tır. Evrimcilerin iddia ettiği gibi ne "tabiat
ana", ne de tesadüfler bu canlıları son derece karmaşık yuvaları
inşa etmeleri için programlayamaz. Tüm canlılar üstün bir
Yaratıcı olan Rabbimiz'in ilhamına uydukları için kendilerinden
kesinlikle beklenmeyecek davranışlar sergilerler.
Allah, Kuran'da "Dağlarda,
ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler
edin." (Nahl Suresi, 68) diyerek balarısına yuvasını
yapmayı ilham ettiğini bildirmiştir. Balarısında olduğu gibi
canlıların tamamına yuvalarının yerini, inşaat tekniklerini,
kullanacakları malzemeleri sonsuz merhamet ve şefkat sahibi
olan Rabbimiz ilham etmektedir.
|