| İman Hakikatleri İmanın Kazanılmasına Vesile
Olur
| |
Onlar, ayakta iken, otururken, yan
yatarken Allah'ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı
konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) "Rabbimiz,
sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek yücesin,
bizi ateşin azabından koru."
(Al-i İmran Suresi, 191) |
İman hakikatleri, insanların iman etmelerine
vesile olan en önemli sebeplerden birisidir. İman etmeyen
kişi derin bir gaflet içindedir. Etrafındaki yaratılış delillerini
göremez. İçinde yaşadığı toplumun dinden uzak yapısı nedeniyle
zihni günlük hayatın ayrıntıları ile boğulmuş, algıları ve
şuuru etrafındaki sayısız yaratılış gerçeğini fark edemeyecek
derecede zayıflamıştır. Oysa böyle bir insana, samimi ve vicdanlı
olması kaydıyla, iman hakikatleri anlatıldığı takdirde, Allah'ın
varlığına ve birliğine, canlı cansız her şeyi Allah'ın yaratmış
olduğuna iman etmesi, Allah'ın sonsuz ilmini ve kudretini
görmesi umulur. İman hakikatleri, vicdanlı, fakat inkarcı
telkinler nedeniyle gerçeklerden habersiz kalmış kimselerin
Allah'ın izniyle imana kavuşmaları için çok önemli birer vesiledir.
Dünya bir imtihan yeri olduğu için, herkesi
iman etmeye zorlayacak, kişinin vicdanıyla imanı seçmesine
fırsat bırakmayacak derecede bir mucize beklemek hata olur.
Örneğin, yere attığımız tohum birkaç saniye içinde dev bir
ağaca dönüşse muhakkak büyük bir ilgi uyandıracak ve bu olaya
şahit olan kimseler tarafından büyük bir mucize olarak nitelendirilecektir.
Ancak milyarlarca ağaç, bu değişimi yavaş yavaş geçirdikleri
için bu durum ilk bakışta insanlar üzerinde mucizevi bir etki
oluşturmaz.
Başka bir örnek üzerinde düşünelim. Ortalama
60-70 yıl içinde yaşlanan insan vücudunun, bir anda gözlerinizin
önünde yaşlandığını varsayın. Yeni doğan bir bebek birkaç
dakika içinde hızla büyüyerek gelişse, olgunlaşsa ve yaşlansa
elbette ki bu şaşırtıcı bir olay olur ve buna şahit olan insanları
düşünmeye sevk ederdi.. Ama burada şuna dikkat edelim; aynı
olay şu anda da yaşanmaktadır; tek fark aradaki zamandır.
Aynı mucizevi olayın fark edilemeyecek derecede yavaş gerçekleşiyor
olması; dikkati, şuuru ve tefekkürü zayıf olan insanlar için
sıradan bir olay gibi görünür. Oysa bu olay da gerçekte bütünüyle
bir mucizedir. Bu mucizeyi fark etmek için ise samimi ve vicdanlı
bir bakışla olayın ayrıntılarını incelemek, bu ayrıntılardaki
yaratılış hikmetlerini, incelikleri görmek gerekir.
Gaflet içindeki insanların göremedikleri
bir gerçek vardır; kendi vücutları dahil çevrelerindeki ve
evrendeki her şeyin birer yaratılış mucizesi olduğu... Kuran'da
insanlar bu konuda şöyle uyarılmıştır:
Görmüyor musun; gerçekten
Allah, gökyüzünden su indirdi de onu yerin içindeki kaynaklara
yürütüp-geçirdi. Sonra onunla çeşitli renklerde ekinler
çıkarıyor. Sonra kurumaya başlar, böylece onu sararmış görürsün.
Sonra da onu kurumuş kırıntılar kılıyor. Şüphesiz bunda,
temiz akıl sahipleri için gerçekten öğüt alınacak bir ders
(zikr) vardır. (Zümer Suresi, 21)
İşte iman hakikatlerinin detaylı olarak anlatılmasının
önemi de bu noktada ortaya çıkar. Gaflet içindeki insanların,
her gün etraflarında olup biten fakat farkına varmadıkları
pek çok yaratılış delilini, mükemmellikleri tüm ayrıntılarıyla
onların gözleri önüne sermek, bu kişilerin gafletlerinin dağılmasında
son derece etkili olur. Yıllardır herkesin görmeye alıştığı
ve pek çok kimsenin üzerinde düşünmeye zahmet etmediği birçok
iman hakikatine insanların dikkati çekilirse bu, imani şuurun
yerleşmesine, vicdanların uyanmasına ve küfrün batıl telkinlerinin
yok olmasına sebep olur.
İman hakikatleri karşısında vicdanının sesini
dinleyen kişinin ilk aklına gelen, bunların tesadüfen veya
kendiliğinden meydana gelemeyeceği olacaktır. Tüm bunları
yaratan üstün güç sahibi Allah'ın varlığını anlayacak ve O'na
iman edecektir.
ANA MENÜYE DÖN
İLERİ
|