| İman Hakikatleri Cahiliye Telkinlerini
Yok Eder
| |
Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur,
itaat-kulluk da sürekli olarak O'nundur. Böyleyken Allah'tan
başkasından mı korkup-sakınıyorsunuz?
(Nahl Suresi, 52)
|
İçinde bulunduğumuz çağ, ateistlerin ve din düşmanlarının,
insanlara Allah'ın varlığını ve birliğini inkar ettirmek için
çok büyük çaba yürüttükleri bir dönemdir. Buna karşın Allah,
inkarcıların çarpık ve sapkın felsefelerini yerle bir edecek
imkanları ve delilleri de iman edenlere sunmuştur. Bu delillerin
başında iman hakikatleri gelmektedir.
Allah'ı inkar edenlerin öne sürdükleri en
büyük safsata, canlı cansız herşeyin tesadüfler sonucunda
oluştuğu iddiasıdır. İnkarcıların yaymaya çalıştıkları bu
batıl telkinin kırılması ve örtbas etmeye çalıştıkları yaratılış
mucizelerinin gün ışığına çıkması için, çevremizdeki iman
hakikatlerini modern bilimin ışığında incelemek ve bunları
da insanlara anlatmak gereklidir. Canlılardaki muhteşem yapıları,
evrendeki olağanüstü sistemleri ve milyarlarca hassas dengeyi
bu sayede tüm açıklığıyla gören vicdanlı insanlar, bunların
tesadüfen oluşamayacağını ve herşeyi üstün güç sahibi olan
Allah'ın yaratmış olduğunu anlayacaklardır. Böylece inkarcıların
yaymaya çalıştığı "tesadüf" iddiası, ayetteki "...Hak
geldi, batıl yok oldu. Hiç şüphesiz batıl yok olucudur." (İsra
Suresi, 81) ifadesinin de haber verdiği gibi yok olacaktır.
Öte yandan, iman hakikatlerinin bilgisinden yoksun bir insanın
ise, dinsizlik telkinlerine karşı son derece savunmasız hale
geleceğine dikkat etmek gerekir. Bunun yaşanmış pek çok örneği
vardır. Yakın tarihe bakıldığında, muhafazakar bir aile yapısından
gelen, çocukluğunda dini bir terbiye almış pek çok insanın,
lise veya üniversite yıllarında, çevresinde gördüğü, arkadaş
olduğu bazı kimselerin telkinleriyle hızla inancını kaybedebildiği
görülür. Bunun sebebi, ateistlerin kendi batıl inanışlarına
"akıl ve bilim" süsü vermeleridir. Kendilerini doğa ve evren
hakkında herşeyi bilen, yaşamın kurallarını kavramış, gerçeklerini
çözmüş kimseler olarak lanse ederler. Bu yolla, muhafazakar
bir kökenden gelen, ancak iman hakikatlerinden habersiz olan
ve bu yüzden "tahkiki" yani kesin bilgiye dayalı bir imana
sahip olmayan insanları etkileyip aldatabilirler.
Oysa iman hakikatlerini bilen bir insan, ateistlerin yalanlarını,
sahtekarlıklarını kolaylıkla teşhis eder ve çürütür. Hem kendine
hem de çevresindeki diğer insanlara fayda sağlar. İman hakikatlerinden
habersiz olmak, bir insanı ateistlerin yalanlarına karşı savunmasız
hale getirirken, iman hakikatlerini bilmek, kavramak ve anlatmak
dindar insanı her türlü inkarcı felsefeye karşı fikren üstün
kılar.
GERİ ANA
MENÜYE DÖN İLERİ
|