| İman Hakikatleri Allah'ı Gereği Gibi
Takdir Edebilmeyi Sağlar
| |
Ey insanlar, siz Allah'a muhtaçlarsınız;
Allah ise, Ğaniy (hiç bir şeye ihtiyacı olmayan)dır,
Hamid (övülmeye layık)tır.
(Fatır Suresi, 15) |
İman hakikatleri üzerinde derin düşünmek
ve Allah'ın bunlarda yansıyan sıfatlarını görmek Allah'ı çok
daha iyi ve yakından tanımayı sağlayacaktır. Allah'ı daha
iyi tanımaya, her an her yerde O'nun tecellilerini görmeye
başlayan insan da kazandığı bu meziyet sayesinde Allah'ın
kudretini hakkıyla takdir eder duruma gelecektir.
İman hakikatleri üzerinde edinilen derin
bir bilgi ve tefekkür sonucunda kişi şu gerçeği çok daha iyi
kavrar: Dünya üzerinde yaşayan milyarlarca insan ve yaşadıkları
her an Allah'ın bilgisi ve kontrolündedir. Bir vücuttaki trilyonlarca
hücre, dünyadaki milyarlarca insanın bedenleri ve evrendeki
bütün canlılar, Allah'ın dilemesiyle var olabilmekte ve varlıklarını
sürdürebilmektedir.
Her hareketleri Allah'ın dilemesiyle gerçekleşmektedir
ve Allah'ın kontrolü altındadır. Böyle bir sistemin sürebilmesi
için sonsuz bir güç, sonsuz bir bilgi, sonsuz bir akıl ve
zeka gerektiği açıktır. İşte yalnızca bu gerçek üzerinde tefekkür
etmek dahi Allah'ın sonsuz sıfatlarına daha yakından şahit
olmayı ve Allah'ın sonsuz gücünü gereği gibi takdir edebilmeyi
sağlar.
Kuran'da Allah küçücük bir sineği dahi bir
iman hakikati olarak örnek verdikten sonra, bu gerçeklerden
gafil olanların, Allah'ın kudretini hakkıyla takdir edemediklerinden
bahseder:
Ey insanlar, (size) bir örnek
verildi; şimdi onu dinleyin. Sizin, Allah'ın dışında tapmakta
olduklarınız -hepsi bunun için biraraya gelseler dahi- gerçekten
bir sinek bile yaratamazlar. Eğer sinek onlardan bir şey
kapacak olsa, bunu da ondan geri alamazlar. İsteyen de güçsüz,
istenen de. Onlar, Allah'ın kadrini hakkıyla takdir edemediler.
Şüphesiz Allah, güç sahibidir, azizdir. (Hac Suresi, 73-74)
Diğer Kuran ayetlerinde de iman hakikatleri
üzerinde düşünmeyen kimselerin durumundan bahsedilirken bu
kişilerin Allah'tan korkmadıkları belirtilmektedir:
De ki: "Göklerden ve yerden
sizlere rızık veren kimdir? Kulaklara ve gözlere malik olan
kimdir? Diriyi ölüden çıkaran ve ölüyü diriden çıkaran kimdir?
Ve işleri evirip-çeviren kimdir? Onlar: "Allah" diyeceklerdir.
Öyleyse de ki: "Peki siz yine de korkup-sakınmayacak mısınız?
İşte bu, sizin gerçek Rabbiniz olan Allah'tır. Öyleyse haktan
sonra sapıklıktan başka ne var? Peki, nasıl hâlâ çevriliyorsunuz?
(Yunus Suresi, 31-32)
Ayetlerden anlaşıldığı gibi, iman hakikatlerini
araştırmak ve öğrenmek, bunlar üzerinde hakkıyla düşünmek,
Allah'ın canlı cansız tüm varlıklar üzerinde her an süregiden
mutlak kontrol ve hakimiyetini kesin bir bilgiyle anlamaya
vesile olmalıdır. Ve bu anlayış da, Allah'a karşı tam bir
teslimiyeti beraberinde getirecektir. Vücudundaki karmaşık
sistemleri ve bunlardaki hassas dengeleri bilen ve üzerinde
düşünen bir mümin, kusursuz biçimde çalışan bu sistemleri
oluşturan aklın, vücudun kendisine ait olmadığını anlar. Bilir
ki vücut dediği şey, bilinci, duyu organları, düşünme yeteneği
olmayan atomların meydana getirdiği bir hücreler topluluğudur.
Bu tefekkürün sonucunda kişi vücudundaki her bir hücreye,
hatta her bir atoma kadar herşeyin Allah'ın emriyle ve isteğiyle
hareket ettiğine kesin kanaat getirir. Hiçbir olayın hiçbir
aşamasında şansa ya da tesadüfe yer olmadığını anlar.
GERİ ANA
MENÜYE DÖN İLERİ
|