| Ancak İlim Sahipleri Allah'tan Gereği Gibi
Korkar
| |
...Kulları içinde ise Allah'tan ancak
alim olanlar 'içleri titreyerek-korkar'. Şüphesiz Allah,
üstün ve güçlü olandır, bağışlayandır.
(Fatır Suresi, 28) |
İman hakikatleri üzerinde araştırma yapıp
bilgi edinmek, bunlar üzerinde düşünmek zamanla yoğun bir
bilgi birikimi sağlar. Bu bilgi birikimine sahip olan insanlar,
daha önce de bahsettiğimiz gibi, Kuran'ın tarifiyle "ilimde
derinleşen" veya "ilim sahibi" olan kişilerdir. İlim sahipleri
derin tefekkür ettikleri iman hakikatleriyle Allah'ın her
yeri sarıp-kuşattığına, O'dan başka ilah olmadığına kesin
olarak şahitlik ederler:
Allah, gerçekten kendisinden
başka ilah olmadığına şahitlik etti; melekler ve ilim sahipleri
de O'ndan başka ilah olmadığına adaletle şahitlik ettiler.
Aziz ve Hakim olan O'ndan başka ilah yoktur. (Al-i İmran
Suresi, 18)
İlim sahibi olan insanlar Allah'ın kendi
üzerlerindeki ve etraflarındaki tecellilerini her an gözlemlerler.
Örneğin; küçük bir karıncanın, karınca kolonisinde kendisine
verilen görevi şaşılacak bir itaat ve maharetle yerine getirdiğini,
yuvasına yiyecek taşımak için mükemmel ve planlı bir çalışma
sistemine sahip olduğunu bilen ilim sahibi bir kişi rastladığı
her karıncada Allah'ın üstün aklının ve kudretinin tecellisini
görür.
İman hakikatleri üzerinde derin derin düşünerek
Allah'ı daha yakından tanıyan ilim sahipleri, Allah'ın güç
ve kudretinin büyüklüğünü daha iyi kavrarlar. İman sahibi
her insan Allah'ın güç ve kudretinin farkındadır. Ancak, iman
hakikatleri konusunda fazla bilgisi olmayan insanlar, örneğin
uçan bir kuş gördüklerinde yalnızca, "Allah ne güzel yaratmış"
demenin yeterli olacağını düşünürler. Oysa ilim sahipleri
kuşların kanatlarının uçmaya uygun yaratıldığını, daha az
enerji harcamak için "V" şeklinde uçtuklarını, tüylerindeki
kompleks dizaynı bilirler. Kısacası bir kuşun, uçmasından
üremesine, tüylerinin şeklinden rengine kadar herşeyi Allah'ın
üstün bir düzen ve tasarım içinde yarattığının bilincindedirler.
Veya böyle insanlar yeni dünyaya gelmiş bir bebeğe bakıp "ne
güzel bir bebek, Allah uzun ömür versin" demekle yetinirler.
Elbette bir insanın bir bebeğe bakınca Allah'ı hatırlaması
da güzel bir tavırdır. Ancak daha güzel ve daha derin olan,
bu bebeğin gelişim aşamaları üzerinde düşünüp, bunların tümünü
yaratanın Allah olduğunu, Allah'ı tesbih etmeyi, Allah'a şükretmeyi
hatırlamaktır. Nitekim ilim sahipleri o bebeğin dünyaya gelene
kadar geçirdiği aşamalardaki mucizevi yönleri düşünürler.
Tek bir sperm hücresinin kendisinden çok uzakta bulunan yumurta
hücresine ulaşmasındaki olağanüstülüğü görür, iki ayrı bedendeki
bu iki ayrı hücrenin birbiriyle tam bir uyum içinde birleşerek,
zaman içinde gören, duyan, düşenebilen bir insana dönüşümündeki
mükemmelliği hatırlarlar. Bu mükemmel yaratma sanatının örnekleri
üzerinde düşündüklerinde, Allah'ın üstün gücü ve ilmi karşısında
imanları artar. Allah'ın her tecellisinde Allah'ın sıfatlarını
güçlü bir şekilde hisseden ilim sahiplerinin Allah'tan duydukları
korku da aynı oranda artar ve güçlenir. Nitekim, ilim sahiplerinin
bu özelliği -daha önce de belirttiğimiz gibi- Kuran'da şöyle
haber verilmiştir:
...Kulları içinde ise Allah'tan
ancak alim olanlar 'içleri titreyerek-korkar'. Şüphesiz
Allah, üstün ve güçlü olandır, bağışlayandır. (Fatır Suresi,
28)
İlim sahipleri Kuran'da böyle üstün vasıflarla
övülmüşlerdir. Bütün müminler de Kuran'da övülen bu ilim sahiplerinin
mertebesine yükselmeye çalışmalıdırlar. Bunun için de, yaşadıkları
olayları, karşılaştıkları varlıkları birer iman hakikati olarak
görüp değerlendirmeleri ve bunlar üzerinde tefekkür etmeleri
gerekmektedir.
|