| Renkler ve Kamuflaj
| |
İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan
da renkleri böyle değişik olanlar vardır. Kulları içinde
ise Allah'tan ancak alim olanlar 'içleri titreyerek-korkar'...
(Fatr Suresi, 28)
|
Renkler nasıl insanlar için çevrelerini tanımakta
önemli iseler aynı şekilde diğer canlıların yaşamlarını sürdürmeleri
için de vazgeçilmezdirler.
Canlılar sahip oldukları ışık ve algılama
sistemlerine göre işleyen bir "renk dili"ne sahiptirler. Yani
her canlı türü için renklerin ifade ettiği anlamlar değişmektedir.
Her canlının yaşamını sürdürebilmesi için yaşadığı ortamdaki
renklerin dilini bilmesi zorunludur. Çünkü yaşamsal faaliyetler
ancak bu dilin algılanmasıyla yönlendirilir.
Peki canlılar bu renk dilini nasıl kullanırlar?
Öncelikle canlıların çok büyük bir bölümü
besin bulabilmek için renklerin yardımına ihtiyaç duyarlar.
İkinci olarak deri, pul veya kürk gibi oluşumlarında bulunan
renkler, özellikle ısıyı yayma veya tutma gibi özellikleriyle
canlılığın devamı açısından çok önemli bir rol oynarlar. Ayrıca
canlılar düşmanlarından korunurken de renklerini kullanırlar.
Yaşadıkları çevreyle uyum içindeki renkleri sayesinde kamufle
olur, düşmanlarından gizlenebilirler. Veya üzerlerinde taşıdıkları
renkler ve desenler düşmanları açısından caydırıcı bir görünüm
oluşturabilir. Rengin yardımcı olduğu bir başka nokta da canlıların
eşlerini veya yavrularını tanımalarıdır. Örneğin anne kuş
yavrusunun besin ihtiyacını gagasının rengi sayesinde anlar.
Aynı şekilde yavru da annesini bu şekilde tanır ve besinin
geldiğini anlar. Doğadaki bu örneklerde de görüldüğü gibi
canlılar, yaşamlarını sürdürebilmek için renklerin anlamlarını
doğru olarak bilmelidirler. Bu bilgiyi doğru olarak alabilmeleri
için de, bunu algılayabilecekleri uygun sistemlere sahip olmaları
gerekir.
Eğer bu sistemler olmasa dış ortamı algılayamaz
ve hayatlarını sürdürmeleri için gereken faaliyetleri yapamazlardı.
Besinlerini tanıyamazlardı, düşmanlarını ayırt edemezlerdi.
Dolayısıyla dış dünyadan kopar, ölüme mahkum olurlardı.
Canlıların sahip olduğu bu detaylı sistemin
rastlantısal bir biçimde meydana geldiği asla iddia edilemez.
Çünkü her sistem, her uyum, her tasarım, her program, her
plan, her denge bir düzenleyici tarafından yaratılmak zorundadır.
Bu uyumu en mükemmel biçimde canlıların içine ve yaşadıkları
çevreye yerleştiren bir irade ve güç mutlaka vardır. Bu gücün
sahibi, üstün bir bilgi ile hem ortamı hem canlının kendisini
hem de kullandığı sistemleri sarıp kuşatmıştır. Bu gücün sahibi
alemlerin Rabbi olan Allah'tır.
Canlıları incelediğimizde renklerin dilini
ustalıkla kullandıklarını görürüz. İşte canlıların yaşamlarında
önemli bir yer kaplayan renklerin dilinden örnekler:
Kamuflaj
Hayvanlardaki savunma taktiklerinin en önemlilerinden
biri de kuşkusuz ki kamuflajdır. Kamuflaj yapan canlılar yaşadıkları
ortama son derece uyumlu şekilde yaratılan vücut yapıları
ile adeta özel bir koruma altına alınmışlardır. Bu canlıların
vücutları bulundukları ortamla o kadar uyumludur ki, resimlerine
bakıldığında bazılarının bir bitkiye mi yoksa bir hayvana
mı ait olduğunu anlamak ya da aynı ortamda bulunan hayvanla
bitkiyi birbirinden ayırt edebilmek neredeyse imkansızdır.
Yaşadıkları ortamın renklerine göre kendi
renklerini değiştiren canlılar her zaman bilim adamlarının
ilgisini çekmiştir. Yapılan araştırmalar, bir canlının nasıl
olup da kendisinden tamamen farklı yapıdaki bir canlıya tıpatıp
benzediği sorusunun cevabını bulabilmek içindir.
Örneğin bahçede yürürken yaprak zannettiğiniz
için üzerine basmaktan son anda kurtulduğunuz kurbağanın ne
gibi işlemler yaparak o desenlere ve renge sahip olduğunu
hiç düşünmüş müydünüz? Kurbağanın yaptığı kamuflaj onun için
çok önemli bir savunma aracıdır. Bu sayede bulunduğu ortamda
görünmez hale gelen kurbağa düşmanlarından kolaylıkla kurtulmuş
olur.
Pembe bir çiçeğin üzerindeki pembe örümcek,
çiçekteki açıklı koyulu pembe rengi aynı tonları ile tutturabilirken
aynı tür örümceğin başka bir üyesi farklı bir çiçeğin üzerinde
-örneğin sarı bir çiçeğin üzerinde- aynı rengi alabilmektedir.
İnsan bir dala bakıp üzerinde hiçbir şey
yok zannederken aniden bir kelebek uçup gidebilir. Bir saniye
önce, üzerindeki kurumuş ve kopmuş bölgelere kadar tam bir
yaprak görünümünde olan bu kelebek, kamuflaj mucizesinin kusursuz
bir örneğidir.
İlerleyen sayfalarda görüleceği gibi, canlıların
üzerlerinde bulundukları cisimlere benzemesi düşmanlarının
onları fark etmelerini önler. Elbette kamuflaj yapan canlılar,
korunmak amacıyla vücutlarını yaprağa, bir dala ya da bir
çiçeğe kendi kendilerine benzetmiş değildirler. Hatta onlar
bu benzerlikler sayesinde korunduklarının bile farkında değildirler.
Ama buna rağmen istisnasız bütün örneklerde kamuflaj çok ustaca
yapılmaktadır. Çiçeğin rengiyle aynı olan bir böcek, yaprak
dalı gibi hareketsiz duran bir yılan, ıslak zeminin rengini
alan bir kurbağa kısacası kamuflaj yapan tüm canlılar, kamuflajın
özel olarak yaratılmış bir savunma taktiği olduğunu kanıtlayan
birer delildir.
Hiçbir canlı böyle bir işlemi kendi kendine
ya da tesadüfen gerçekleştiremez. Elbette ki canlılara kamuflaj
yeteneğini veren, renk değişimini gerçekleştirecekleri kimya
laboratuvarlarını vücutlarına yerleştiren üstün akıl ve bilgi
sahibi olan Allah'tır.
Sürüngenlerdeki Kamuflaj Teknikleri
Bir sürüngen vahşi doğada düşmanlarından
korunabilmek için ne yapar? Hızlı hareket edemeyen bu canlılar
için en kolay yöntemlerden biri kuşkusuz ki gizlenmektir.
En iyi gizlenme yöntemi ise canlının vücudunun ortamla uyum
içinde olmasıdır. Renk ve desenler gerçekte pek çok canlı
için hayat kurtarıcı özelliğe sahiptirler. Mesela Afrika'nın
yağmur ormanlarında yaşayan tropik bir yılan olan Rhino Viper'ın,
mavi, kırmızı, sarı, beyaz ve siyahın geometrik desenleri
ile süslenmiş derisi sayesinde ormanın içinde ayırt edilmesi
neredeyse imkansızdır. Resimde de görüldüğü gibi yılanın sahip
olduğu renkler ilginç bir biçimde içinde yaşadığı ortamla
tam uyumludur. Bu birebir uyum akla bazı sorular getirecektir.
Böylesine uyumlu renkler nasıl ortaya çıkmıştır? Bunun tesadüfen
oluşması ya da böyle bir yapıyı sürüngenin kendi kendine oluşturması
mümkün müdür?
Elbette ki böyle bir şey mümkün değildir.
Sürüngenin önce bulunduğu ortamın analizini yapıp, arkasından
kendisinde ne gibi değişiklikler yapması gerektiğine karar
vererek, desen ve renk belirlemesi mümkün değildir. Üstelik
vücudunda böyle bir değişim için gerekli olan kimyasal işlemleri
gerçekleştirebilecek bir sistem oluşturduğunu iddia etmek
tamamen akıl ve mantık dışıdır. Sürüngenin bu renklere tesadüfen
sahip olduğu gibi bir iddia da anlamsızdır.
Yeryüzündeki akıl sahibi yegane varlık olan
insan bile vücudundaki herhangi bir yerin rengini değiştiremez.
Bu değişikliği sağlayacak bir sistemi kendi bedeni içinde
oluşturamaz. Bu durumda bir sürüngenin renginin, çevrenin
rengiyle tonları dahi farklı olmayacak şekilde kusursuz bir
benzerliğe sahip olmasının tek bir açıklaması vardır. Bu canlı
çok üstün bir akıl sahibi tarafından tasarlanmıştır. Bu tasarım
ise sonsuz güç sahibi olan Allah'a aittir. Allah her canlının
ihtiyacını en iyi bilendir.
En Ünlü Kamuflajcı Sürüngen: Bukalemun
Hiç bulunduğu ortama göre renk değiştiren
bir bukalemun gördünüz mü? Bu gerçekten de görülmeye değer
olaylardan biridir. Zira bukalemun öylesine üstün bir kamuflaj
yeteneğine sahiptir ki, bu işi yapmaktaki çabukluğu ile insanı
hayrete düşürür. Diğer pek çok sürüngen de renk değiştirme
yeteneğine sahip olduğu halde hiçbiri bunu bukalemun kadar
hızlı yapamaz.
Bukalemun, derisinin altındaki kırmızı ve
sarı renk taşıyıcıları, mavi ve beyaz yansıtıcı tabakayı ve
en önemlisi de rengini koyulaştıran "kramotofor" hücrelerini
büyük bir ustalıkla kullanabilir. Örneğin bir bukalemunu sapsarı
bir ortama koyduğunuzda vücudunun renginin de hızla sarı renge
dönüştüğünü ve ortama uyum sağladığını görürsünüz. Üstelik
bukalemun sadece tek bir renge değil alacalı renklere de tam
bir uyum gösterebilmektedir. Bunu başarabilmesinin sırrı ise
bu usta kamuflajcının derisinin altındaki renk hücrelerinin
boyutça büyümeleri ve hızla yer değiştirerek bulundukları
yere uyum göstermeleridir. Peki bukalemun bu son derece mükemmel
değişimi kendi kendine yapabilir mi? En usta ressamın dahi
bir rengin aynısını elde etmek için saatlerce uğraşması gerekirken,
bu hayvanların yaşadıkları ortama ayırt edilemeyecek şekilde
karışmaları nasıl gerçekleşmektedir?
Böyle bir işlemi bukalemunun kendi iradesiyle
yaptığını iddia etmek elbette ki akıl dışı olacaktır. Çünkü
bir sürüngenin kendi bedeninin görünümünü belirlemesi, hatta
görünümünü değiştirecek bir sistemi vücudunun içine yerleştirmesi
elbette ki mümkün değildir. Veya bu canlının vücudundaki tüm
hücrelere, atomlara hakim olduğunu, onlar üzerinde dilediği
ayarlamayı yaptığını, gerekli pigmentleri oluşturduğunu iddia
etmek de son derece saçmadır. Böyle üstün bir yeteneğin tesadüfen
oluştuğunu iddia etmek ise tamamen tutarsız ve anlamsız bir
iddiadır. Doğadaki hiçbir mekanizma böyle kusursuz bir yeteneği
oluşturma ve ihtiyacı olan canlıya verme gücüne sahip değildir.
Bukalemunlar da yeryüzündeki diğer tüm canlılar gibi Allah
tarafından yaratılmışlardır. Allah yaratma sanatındaki benzersizliği
bize bu örneklerle de göstermektedir. Allah üstün ve güçlü
olandır.
Göklerde ve yerde olanların tümü Allah'ı
tesbih etmiştir. O, üstün ve güçlü (aziz) olandır, hüküm ve
hikmet sahibidir. Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Diriltir
ve öldürür. O, her şeye güç yetirendir.
(Hadid Suresi, 1-2)
Ortama Göre Renk Değiştirme
Canlılar renkleri kullanarak sadece düşmanlarından
mı korunurlar? Tabi ki hayır. Bazı hayvanlar, vücutlarını
kaplayan tüylere rengini veren enzimler sayesinde soğuktan
ve sıcaktan da korunurlar. Soğuk bölgelerde yaşayan hayvanlarda,
vücudun en hassas kısımları olan bacak ucunda, kulakta ve
burunda yer alan tüyler koyu renklidir. Koyu renkli tüyler,
insanların kışın koyu renk giysiler giyerek güneş ışınlarından
daha fazla faydalanmaya çalışmaları gibi, hayvanların da ısı
enerjisini daha çok alıp, daha kolay ısınmalarını sağlar.
Renk değişimi, kara hayvanlarında sık rastlanan bir durumdur.
Örneğin yazın kuzey tilkilerinin tüyleri beyazlaşır, çünkü
vücut sıcaklıkları yüksek olur. Kışınsa havalar soğuduğu için,
vücut sıcaklıkları düşer ve enzimlerin rahatça çalışabileceği
bir ortam sağlanır. Bu nedenle kışın kuzey tilkilerinin tüyleri
koyulaşır. Yine kuzey enlemlerinde yaşayan tavşanlar, tilkiler,
gelincik ve sansarlar da yazın kahverengi, kışın ise beyaz
renge bürünürler.
Renk değişimini sağlayan enzime tirozinoz
adı verilmiştir.
Bazı kuşlar da kış aylarında bembeyaz bir
renk alırken, bahar geldiğinde toprağın ve bitki örtüsünün
rengine uygun yeni bir görünüme bürünürler.
Mesaj Veren Renkler
Canlılar renkleri çok farklı alanlarda kullanırlar.
Birbirlerine çeşitli konularda mesajlar vermeleri de bunlardan
biridir. İlerleyen sayfalarda bu konudaki örneklerin bir kısmına
yer vereceğiz.
Kuşlardaki Renkler
Kuşların rengarenk tüylerinin en önemli özelliklerinden
birisi cansız yapılar olmalarıdır. Gelişimini tamamlamış bir
tüyün tamamen cansız olması, kopan tüyün rengini aynen muhafaza
etmesinin de nedenidir.
Kuşlardaki zengin renk çeşitliliği, tüylerin
içerisinde yer alan ve tüy ilk oluşmaya başladığı sırada depolanan
pigmentlerin varlığına veya tüylerin yapısal özelliği nedeniyle
ışık hareketlerine bağlı olarak meydana gelir.
Keratin maddesinden meydana gelen bu oluşumlar,
çevre koşulları nedeniyle kısa sürede yıprandıklarından belirli
zaman aralıklarıyla yenilenirler. Ama hayvan her seferinde
rengarenk tüylerine tekrar kavuşur. Çünkü kuşların tüyleri
gerekli uzunluğa, türün renk ve desen özelliklerine tam olarak
ulaşıncaya kadar gelişmelerini sürdürürler.
Tüyler sahip oldukları farklı yapı sayesinde
tıpkı cam prizmanın ışığı renklere ayrıştırması gibi bir görünüm
sunabilirler. Bu şekilde ışığın kırılmasıyla ortaya çıkan
renkler, pigmentlerce renklendirilmiş olanlardan daha canlı
ve metaliktirler. Bu tüylerin renkleri maviden yeşile, portakal
renginden kırmızıya değişir. Genellikle kuşlardaki yeşil,
mavi ve metalik renkler ışığın yansıma ve kırılması sonucu
oluşur. Ancak bazı renkler pigmentlerden de kaynaklanabilir.38
Kuşlarda başlıca üç tür pigment görülür.
Bunlar,siyah, kahverengi ya da donuk sarı rengi sağlayan melanin
pigmentleri; kırmızı, sarı ve portakal rengini veren lipokrom
pigmentleri ve karatenoidlerdir.
Kuşlardaki mavi, yeşil ve diğer bazı parlak
renkler ise, tüylerin üzerindeki mikroskobik ince levhacıklarla
ışığın kırılması ve yansıması sonucunda meydana gelirler.
Örneğin, bazı kuşlardaki mavi renk, ışık tayfındaki tüm renklerin
tüyler tarafından emilmesi ve yalnız mavi rengin yansıtılmasıyla
ortaya çıkar.39
Hormonlar da kuşlardaki renk değişikliğinde
önemli rol oynarlar. Bazı türlerin erkek ve dişi bireylerindeki
renk farklılığı eşeysel hormonlardan kaynaklanır. Örneğin,
horozlarla tavukların tüy şekli ve renklerinin farklı olması
östrojen hormonuna bağlıdır.
Kuşlardaki renkler, bulundukları çevreye
uyma, erkek ve dişi bireylerin birbirlerini tanıması ve üreme
mevsiminde erkek kuşların dişilere kur yapması sırasında önemlidir.
Ayrıca tüylere renk veren pigmentler, tüyün dayanıklılığını
artırır, güneş ışınlarından ısı depolar ve zararlı ultraviyole
ışınlarının vücuda girmesini engellerler.
Kelebekler
Kelebek kanatlarındaki renk oluşumu son derece
ilgi çekicidir. Bir kelebeğin kanatlarının üzerindeki pullar
vasıtasıyla ışık yansır ve ortaya "gerçekte olmayan", ama
akılalmaz bir simetri ve güzellik sergileyen renkler çıkar.
"Gerçekte olmayan" diyoruz, neden mi?
Kelebekler, vücutlarına kıyasla oldukça geniş
bir yüzeye sahip olan kanatlarının güzelliğiyle bilinirler.
Peki kelebek kanatlarındaki bu muhteşem desenler ve renkler
nasıl ortaya çıkmaktadır?
Kelebekler aslında saydam olan bir çift zar
kanada sahiptirler. Bunlar, yoğunlukları farklı pullarla kaplı
olduğu için zar kanatların saydamlıkları belli olmaz. Kelebek
kanatlarının aerodinamiğini (hava akımlarından faydalanarak
yapılan hareketler) artıran, onlara rengini veren işte bu
pullardır. Dokunulduğu anda yerlerinden kopacak kadar hassas
olan pulların, kelebeğin kanadına saplanan sivri uçları vardır.
Bu sayede pullar dökülmeden durabilirler. Kanadın üstüne bir
damın kiremitleri gibi dizilmiş olan her pulcuk ya kimyasal
pigmentlerle ya da sabun köpüğündeki gibi üstüne düşen ışığı
gökkuşağı renklerine kıran yapısı ile renk kazanır. Ayrıca
laboratuar araştırmaları, farklı renklerin farklı kimyasal
maddelere bağlı olduklarını da göstermiştir.40 Örneğin Pteridin
denilen boya maddesinin türevleri kelebeklerde genelde görülen
pembe, beyaz ve sarı renkleri sağlayan maddelerdir. Çok sık
rastlanan melanin adlı boya maddesi ise kanatlardaki siyah
beneklerde bulunur. Ayrıca kelebeklerin kanatlarındaki renkler
her zaman göründükleri gibi değildirler. Örneğin yeşil renkli
pullar; siyah ve sarı pulların karışımından oluşmaktadır.
Kelebeklerin kanatları üzerinde yapılan son incelemeler, pigmentlerin
pulcuklarda sentezlendiğini ve melanin üretimi için gerekli
olan enzimlerin pulcukların üst derisinde bulunduğunu göstermiştir.
Kelebeklerdeki bu çok değişken renkler yalnızca
boya maddelerinden kaynaklanmaz. Kelebeğin kanatlarındaki
pulların yapısı, düzeni, yansıma, kırılma gibi ışık olaylarının
ortaya çıkmasına ve muhteşem güzellikteki renklerin doğmasına
neden olur. Mesela, Stilpnotio Salicis kelebeğinin hava kabarcıklarıyla
dolu yarı saydam pulları vardır. Bu pullarda boya maddesi
bulunmamasına rağmen, içlerinden geçen ışık, kelebeğin satene
benzer bir görünüm almasını sağlar.
Argynnis kelebeğininse kanat pullarının yüzeyi
inanılmayacak kadar yumuşaktır ve bu yumuşaklık gümüşi yansımalar
doğurur. Bazı kelebeklerde birbiri üstüne gelen iki pul tabakasının
farklı dizilişleri de değişik ışık yansımaları meydana getirebilir,
mesela kelebeğin siyahımsı ya da kahverengi değil de mavi
görünmesini sağlayabilir.
Kelebeklerin kanat yapısını, sadece renklerini
göz önüne alarak incelediğimizde bile pek çok mucizeyle karşılaşırız.
Böyle olağanüstü güzellikteki bir görünümün varlığı hiç kuşkusuz
tüm bunları yaratan Allah'ın üstün kudretinin ve nihayetsiz
sanatının bir delilidir.
Bu arada belirtmek gerekir ki, kelebeklerin
kanatlarındaki renklerin ve desenlerin bir süs olarak yaratılmış
olmalarının yanında, bu canlılar için hayati başka pek çok
fonksiyonları da vardır.
|