|
Kemiklerin esneklikleri zamanla değişebilir. Örneğin kadınlarda
leğen kuşağı kemikleri, hamileliğin son aylarına doğru gevşer
ve birbirlerinden biraz ayrılırlar. Bu son derece önemli bir
ayrıntıdır, çünkü bu gevşeme sayesinde bebeğin başı doğum
sırasında ezilmeden dışarı çıkabilir.
Kemikteki mucizeler bunlarla da sınırlı kalmaz. Kemikler
esneklikleri, dayanıklılıkları ve hafifliklerinin yanı sıra,
kendilerini tamir etme özelliğine de sahiptirler.Bu da vücuttaki
pek çok işlem gibi, milyonlarca hücrenin beraber çalışmasıyla
gerçekleşir.
İskeletin
hareket kabiliyeti de üzerinde durulması gereken önemli bir
ayrıntıdır. Her adım atışımızda omurgamızı oluşturan omurlar
birbiri üstünde hareket ederler. Bu sürekli hareket ve sürtünme,
omurların aşınmasına sebebiyet verecekken bu tehlikeyi önlemek
için her bir omur arasına disk denen dayanıklı kıkırdaklar
yerleştirilmiştir. Bu diskler amortisör görevi yaparlar. Dahası
her adım atışta, vücut ağırlığından kaynaklanan bir tepki
kuvveti yerden vücuda gelir. Bu kuvvet, omurganın sahip olduğu
amortisörler ve "kuvvet dağıtıcı" kıvrımlı şekli sayesinde,
vücuda zarar vermez.Eğer tepkiyi azaltan esneklik ve özel
yapı olmasa, ortaya çıkan kuvvet direk kafatasına iletilirdi
ve omurganın üst ucu, kafatası kemiklerini parçalayarak beynin
içine girerdi.
Kemiklerin birbirlerine eklendikleri yerlerde de yaratılışın
delilleri görülür. Eklemler bir ömür boyunca hareket ettikleri
halde yağlanmaya ihtiyaç duymazlar. Biyologlar bunun nedenini
araştırdılar: Eklemlerdeki sürtünme nasıl ortadan kalkıyordu?
Bilim adamları, olayın "tam bir yaratılış mucizesi" olarak
nitelendirilebilecek bir sistemle çözüldüğünü gördüler: Eklemlerin
sürtünme yüzeyleri, ince ve gözenekli bir kıkırdak tabakasıyla
kaplanmıştır ve bu tabakaların altında ağdalı ve kaygan bir
sıvı bulunur. Kemik, eklemin bir yerine baskıda bulunursa
bu sıvı gözeneklerden dışarı fışkırır ve eklem yüzeyinin "yağ
gibi" kaymasını sağlar.
Tüm bunlar insan bedeninin çok mükemmel bir tasarımın, daha
doğrusu üstün bir yaratışın ürünü olduğunu göstermektedir.
İnsan bu mükemmel tasarım sayesinde birbirinden çok farklı
hareketleri büyük bir hız ve rahatlık içinde yerine getirir.
Herşeyin bu kadar mükemmel olmadığını mesela tüm bacağımızın
tek bir uzun kemikten meydana geldiğini düşünün. Yürümek büyük
bir sorun haline gelecek, son derece hantal ve hareketsiz
bir bedenimiz olacaktı. Bir yere oturmak bile güçleşecek,
bu tür hareketler sırasındaki zorlamalar nedeniyle bacak kemiği
kolaylıkla kırılabilecekti. Oysa insanın iskeleti, vücudunun
her hareketine kolaylıkla izin verecek bir yapıdadır.
İskeletin sahip olduğu tüm özellikleri Allah yaratmıştır
ve halen de yaratmaktadır. Allah, yarattığı insanı bu gerçek
üzerinde düşünmeye ise şöyle davet eder:
... Kemiklere de bir bak nasıl bir araya
getiriyoruz, sonra da onlara et giydiriyoruz?... (Bakara Suresi,
259)
İnsana düşen bu gerçeği düşünmek ve kendisini yaratmış olan
Allah'ın gücünü takdir edip, O'na şükretmektir. Bunu yapmadığı
takdirde ise büyük bir kayba uğrayacaktır. Kemikleri ilk kez
yaratıp sonra da onlara et giydiren Allah, bunu bir kez daha
yapmaya kadirdir. Bu gerçek Kuran'da şöyle ifade edilir:
İnsan, bizim kendisini bir damla sudan yarattığımızı görmüyor
mu? Şimdi o, apaçık bir düşman kesilmiştir. Kendi yaratılışını
unutarak bize bir örnek verdi; dedi ki: "Çürümüş-bozulmuşken,
bu kemikleri kim diriltecekmiş?" De ki: "Onları, ilk defa
yaratıp-inşa eden diriltecek. O, her yaratmayı bilir." (Yasin
Suresi, 77-79)
GERİ ANA
MENÜYE DÖN İLERİ
|