Bilimsel adı Amolops tormotus olan Çin kurbağası, Çin’de yüksek şelaleler ve nehirlerle kaplı bir bölgede yaşayan nadir görülen bir kurbağa türüdür. Bu kurbağaların yaşam alanlarına yoğun bir su sesi hakimdir. (1)  İletişime engel oluşturan bu tür sesler bilim adamlarınca “gürültü” olarak adlandırılır. Bilim adamları başlangıçta kurbağaların, bu gürültüler nedeniyle haberleşmelerinden de büyük güçlükler yaşadıklarını düşünmüşlerdi. Ancak çok ilginçtir ki, yapılan araştırmalar bu kurbağaların sorunsuz bir şekilde haberleştiklerini gösterdi. Peki, ama nasıl?

Bu küçük canlılar ses sinyallerini “ses üstü” denilen insan kulağının duyamayacağı çok yüksek frekanslarda yollarlar. (2) Araştırmayı yürüten ekibin lideri Illinois Üniversitesi’nden Albert Feng bu türün erkek kurbağalarının 128kHz’den yüksek frekanslarda sesler çıkartabildiğini tespit ettiklerini belirtiyor. (3) Bu frekans, insanın duyabildiği en yüksek frekanslı sesten kat kat daha fazladır. Ne var ki, ses sinyallerini bu yüksek frekanslarda göndermenin tek başına hiç bir anlamı yoktur.  Çünkü bu ses sinyallerinin anlam kazanması için onları algılayabilecek özellikte kulakların da olması şarttır. Allah bu küçük canlıların kulaklarını yüksek frekanslı ses sinyallerini algılayacak şekilde yaratmıştır.

Amolops tormotus
Bir Kurbağa Bunları Bilebilir mi?
 
Frekans, Ses kaynağının birim zaman içerisinde yaptığı titreşim sayısıdır.
Hertz, ses dalgalarının 1 saniye içindeki yayılma sıklığını anlatmak için kullanılan birimdir.
Ses, cisimlerin titreşimi sonucunda meydana gelir. Sesin iletilebilmesi için hava veya su gibi bir ortam gereklidir. Ses dalgalarının yayılma hızı, üzerinde ilerlediği ortamın yoğunluğuna bağlıdır.
Ses dalgaları üçe ayrılır:
1- Infrasound (ses ötesi), frekansı 20 hertz veya altındaki seslerdir.
2- İşitilebilir ses, frekansı 20 – 20.000 hertz arasında olan kulaklarımızla duyabildiğimiz seslerdir.
3- Ultrasound (ses üstü), frekansı 20.000 hertz üzerindeki (2 – 15 Mhz) kulağımızla işitemeyeceğimiz seslerdir.

Çin kurbağaları hakkında edinilen bu bilgilerden sonra şu sorular gündeme gelmiştir: Albert Feng bu kurbağalar üzerinde yaptığı araştırmalarda hayvanın, kulak zarlarının ince olduğunu, çukur şeklindeki kulaklarının, kulak zarı ve kulak arasındaki mesafeyi azalttığını, bu sayede de ultrasound(ses üstü) sesleri duymanın mümkün olabildiğini tespit etmiştir. (4)

  • Bu kurbağalar yaşadıkları bölgede bulunan gürültülerin belli bir frekans aralığında olduğunu nereden bilirler?
  • Bu problemin üstesinden gelebilmek için yüksek frekansta ses sinyalleri göndermeleri gerektiğini bilebilirler mi?
  • Yüksek frekans yayacak ses sistemi vücutlarında nasıl var olmuştur?
  • Yüksek frekanslı sesleri algılayacak kulakları nasıl var olmuştur?

Elbette kurbağadaki bu mükemmel sistemi bu küçük canlının kendi başına geliştirmiş olması düşünülemez. Çünkü ortada özel şartlarda kullanılmak üzere hazırlanmış bir verici ve bu vericiye göre ayarlanmış bir de alıcı bulunmaktadır.

Albert Feng
Albert Feng

Tüm bu sistemin ortaya çıkışını evrim teorisinin iddia ettiği gibi “tesadüf” ile açıklamak da mümkün değildir. Çin kurbağasındaki ultrasound iletişim sistemi kompleks bir yapıdır ve asla rastgele gerçekleşen mutasyonlarla açıklanamaz. Sistemin çalışabilmesi için, tüm ayrıntılarıyla aynı anda, kusursuz olarak var olması zorunludur. Kurbağa hem yüksek frekanslarda ses yayacak yapıya, hem de bu sesleri algılayıp analiz edecek nitelikte bir organa sahip olmalıdır ki, bu sistem işe yarasın. Elbette tüm bunlar rastlantılarla açıklanamaz. Açıktır ki bu kusursuz sistemi, ilmi her şeyi kuşatan ve her şeye gücü yeten, alemlerin Rabbi olan Allah yaratmıştır.

Kaynaklar:

Old World frog and bird vocalizations contain prominent ultrasonic harmonics, Acoustical Society of America, February 2004

Ultrasonic communication in frogs, Nature Volume 440, March 2006

http://dsc.discovery.com/news/afp/20060313/frog_ani.html?source=rss

http://dsc.discovery.com/news/afp/20060313/frog_ani.html?source=rss

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here